Seçim Öncesi Yeni Tartışma


Seçim Öncesi Yeni TartışmaSeçim Öncesi Yeni Tartışma

Almanya'da eylül ayında yapılması planlanan seçimler öncesinde çifte vatandaşlıktartışmaları yeniden alevlendi.
Çifte vatandaşlık özellikle Almanya’da yaşayan Türkler açısından sorunlu bir konu. Çünkü bazı istisnalar dışında Alman vatandaşıolabilmek, Türk pasaportundan vazgeçmek anlamına geliyor. 

Muhalefet partileri seçimler öncesinde entegrasyonu kolaylaştıracağı gerekçesiyle çifte vatandaşlığa izin verilmesi gerektiğini savunurken, Hrıstiyan Birlik partileri bu konudaki katı tutumunu sürdürüyor.

Almanya’nın göç ülkesi olduğu, Hrıstiyan Birlik partileri iktidarında uzun yıllar kabul edilmedi. Hrıstiyan Demokrat Birlik lideri Başbakan Angela Merkel de çifte vatandaşlıköngörmeyen bir vatandaşlık yasasında ısrar etti. 2000 yılında Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller’den oluşan koalisyon hükümeti, 1913 yılından kalma vatandaşlık yasasını modernize etmeye çalıştıysa da reform planları Hrıstiyan DemokratBirlik’in çoğunluğu elinde bulundurduğu Federal Eyalet Temsilcileri Meclisi'nden geri döndü. Şu anki mevcut durum, ülkede yaşayan yabancılar için çeşitli açılardan sorun teşkil ediyor.

'BARUT FIÇISI' 

Osnabrück Üniversitesi’nden göç araştırmacısı Jens Schneider de çifte vatandaşlık konusundauyarıda bulunuyor:

“Bu konu barut fıçısı gibi. Okullara gidip gençlere baktığımızda çok yoğun bir yabancılaşma sorunu görüyoruz. Çünkü gençler de tabii ki olan bitenden haberdar. Son derece farklı tepkiler var, ama çok azı olumlu diyebiliriz.”

Almanya'da bu konudaki hukukî durum oldukça karmaşık. Örneğin, söz konusu ülkedeki yasalaruyarınca geldikleri ülkenin vatandaşlığından çıkmaları mümkün olmayan pek çok yabancı var. 

Fas, Suriye, İran gibi pek çok ülke vatandaşlıktan çıkılmasına izin vermiyor. Bu ülkelerinvatandaşları Alman vatandaşlığı için başvurduğunda, mevcut pasaportunu elinde tutmak için dilekçe verdiğinde çifte vatandaş olabiliyor.

SEÇİM ZORUNLULUĞU 

Tüm AB ülkeleri vatandaşları, ABD vatandaşlarının çocukları ve eski Sovyetler Birliği’nden göç etmiş Alman kökenliler, çifte vatandaşlık hakkına sahip. Diğer tüm ülke vatandaşları ise ikivatandaşlık arasında seçim yapmak zorunda. Bu durum, özellikle de Almanya’da doğup büyümüş göçmen çocukları için önemli bir sorun. 18 yaşına kadar her iki ülke vatandaşlığına sahip olançocuklar, 23 yaşına kadar Alman vatandaşlığı ve ebeveynlerinin vatandaşlığı arasında seçim yapmak zorunda.

Alman vatandaşlığı için ilgili ülkenin vatandaşlığından çıktığına dair bildirim gelmesi gerekiyor. Bu da aylar sürebiliyor. Uzmanlar, başvurusunu geç yaptığı için Alman vatandaşlığı imkânını kaçıran çok sayıda genç bulunduğuna dikkat çekiyor. 18 yaşına kadar Alman vatandaşı olan bu gençleryeniden yabancılar dairesinde oturma izni için bir yabancı gibi başvuruda bulunmak zorunda kalıyor.

TÜRKLER ÖFKELİ 

Özellikle de Almanya’da yaşayan Türkler, seçim baskısına maruz bırakıldıkları için öfkeli. Türkvatandaşlığından vazgeçmek çoğu için duygusal bir sorun oluşturuyor. Türk kökenli HürDemokrat Parti federal milletvekili Serkan Tören, kendisi de yıllar önce seçim yapmak zorunda kalıp Alman vatandaşlığına geçmiş. 

Gençlerin bu tür bir seçimle karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini belirten Tören, seçim yapma zorunluluğunun içinde yaşadığımız zamana uymadığını ve dünyadaki pek çok ülkede artık çiftevatandaşlığın normal olduğunu belirtiyor:

“En iyi beyinleri kazanmak üzere bu ülkelerle rekabet içinde bulunduğunuzda, cazip olmalısınız. Kısa sürede vatandaşlığa geçiş imkânı tanıyan ve çifte vatandaşlığa izin veren klasik göç ülkeleri bu cazibeye sahip. Biz bunu yürürlüğe sokmazsak, yüksek nitelikli işgücü açısından dezavantajlıkonuma düşeriz.”

Muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti, Yeşiller ve Sol Parti gibi iktidardaki Hür Demokrat Parti'dede çoğunluk çifte vatandaşlıktan yana. Federal Eyalet Temsilcileri Meclisi'nde şu an çoğunluğu elinde bulunduran Sosyal Demokratlar seçim zorunluluğuna karşı bir girişim başlattı. Bu konuda kararı seçimler sonrasında oluşacak yeni federal meclis verecek.

Turgut Özal'ın Ölüm Raporunda Yeni Skandal


Turgut Özal'ın Ölüm Raporunda Yeni SkandalTurgut Özal'ın Ölüm Raporunda Yeni Skandal

Laboratuvar sonuçları kayıp, Özal aynı anda iki acil serviste görünüyor, ölmeden önce 'öldü' anonsu yapılıyor.Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili Ankara TMK. 10. maddesiyle Yetkili Cumhuriyet Başsavcı vekilliğinin talimatıyla naaşından alınan numuneleri inceleyen Adli Tıp Kurumu'nun 21.11.2012'de hazırladığı raporda, Özal'ın ölümüne ilişkin Hacettepe Hastanesi'nde yapılan eksikliklere dikkat çekildi. 

Türkiye Gazetesi'nden Arzu Yıldız'ın ulaştığı rapora göre; Özal'ın ölümüne dair hastane kayıtlarının akıbeti belli değil. İhmal, eksiklik ve hatalar raporda şöyle özetlendi;

- Özal'a ilk müdahalenin intörn olarak ifade edilen tıp fakültesinin 5 ve 6.sınıf öğrencilerinden oluşan bir ekip tarafından yapıldığı tespit edilmiştir.

ÖLÜM SAATİ KARMAŞASI
- Özal'ın vefat ettiği saat 14.30'da açıklanmasına rağmen alınan beyanlarda saat 11.15-11.30'da radyolarda ölüm haberinin duyulduğu ifade edilmiştir.

- Özal'ın Hacettepe Hastanesi büyük acil servisine getirildiği anda tespit edilen sağlık durumunda olan bir kişinin (tansiyon ve nabzın alınmaması, solunumunun olmaması vb.) Cumhurbaşkanı olması bir yana kim olursa olsun acil serviste bir saati aşkın süre bekletilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

YASA GEREĞİ OTOPSİ YAPILMASI GEREKİYORDU
- İnceleme sırasında görevi başında vefat eden 1. Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk ve 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in ölümüne müteakip yapılan tahnit işleminde, hangi müdahalelerin kullanıldığı ve kimler tarafından yapıldığına dair tutanak düzenlendiği görülmüştür. Özal'a ölü muayene ve otopsi işlemlerinin şüpheli ölümlerde ölen kişinin ailesinin istediğine bağlı olmadan yasa gereği yapılması gereken adli bir olgu olduğu da aşikardır.

- Özal'a ait kan örneklerinin laboratuvarda ne şekilde teslim alındığı, teslim alınan kan örneğinin hangi tetkiklerinin ne amaçla, ne zaman çalışıldığı ve ne tür sonuçlara ulaşıldığı, çıkan sonucun talep birime\doktora iletilip iletilmediği, iletilmiş ise de ne şekilde iletildiği, hasta dosyasında bulunmadığı anlaşılan ve laboratuar teknisyeni Hatice Güngör'ün beyanına göre yaklaşık 8 sayfa olduğu belirtilen sonuçların akıbetinin ne olduğunun tespit edilebilmesi eldeki bilgi ve belgeler ışığında mümkün olmamıştır.



GÖZDEN KAÇAN DETAYLAR
Adli Tıp Kurumu'nun raporunda Turgut Özal'ın ölümüne dair hastane kayıtları çelişkili. Raporda bu durum şöyle vurgulanıyor: "Özal'ın Hacettepe Hastanesi büyük acil servisine giriş saatinin 11.15 olarak kayıtlı olduğu görülmüştür. Söz konusu hasta dosyasında yer alan 17.4.1993 tarihli, el yazısı ile 'Turgut Özal' yazan kan gazı sonuç çıktısında ise saatin 10.50 olduğu tespit edilmiştir. Bilgisine başvurulan kişiler beyanlarında, aracın Köşk'ten GATA'ya hareket saatini 10.00 ila 11.00, Hacettepe Hastanesi'ne varışın 10.17 ila 11.15 aralığında farklı saatler olarak ifade edilmiştir."

Özal'a acil servislerde hangi sağlık görevlilerinin işlem yaptığı da tam bir bilmece. Evraklarda Özal'a müdahalede bulunan hiçbir sağlık görevlisinin ismi geçmiyor. Raporda bu konu için de, "Özal'a acil serviste yapılan ilk tıbbi müdahalelerde hangi işlemin kim ya da kimler tarafından yapıldığına dair kayıt olmadığından bu yöndeki beyanlarda tutarsızlık görülmektedir" denildi.

Kart Kullanırken Bu Tuzağa Dikkat!

Kart Kullanırken Bu Tuzağa Dikkat!


Kart Kullanırken Bu Tuzağa Dikkat!

Ekonomist Adnan Öztekin, Ramazan Bayramı alışverişlerinde kredi kartı ve banka kartıkullanmayı tercih edecek vatandaşları uyardı.

Öztekin, Ramazan Bayramı alışverişlerindekredi kartı ve banka kartı (maaş kartı)kullanmayı tercih edecek vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, “Vatandaşlarımızyaptıkları alışverişlerini öderken, kullandıklarıkartın karşı firma görevlisi tarafından güvenlibir şekilde pos cihazından geçirilmesine çok dikkat etmeli, kartlarının pos cihazı dışında bir cihazdan geçirilmemesine izin vermemelidir” dedi. 

“KOPYALAMA TARZI DOLANDIRICILIK ARTIYOR” 
Ekonomist Öztekin, yaptığı açıklamada, Türkiye genelinde kullanılan banka kartı (maaş kartı) sayısının 83 milyona, kredi kartı sayısının ise; 55 milyona ulaştığını vurgulayarak, bu kartları kullanan vatandaşların mağdur duruma düşmemeleri için bazı tedbirler almaları gerektiğini belirtti. Ekonomist Öztekin, kredi kartları ve maaş kartlarının kullanımının bayram alışverişinin gelmesiyle önümüzdeki günlerde daha da artacağına dikkat çekerek, “Bayramlarının zehir olmasını istemeyen vatandaşlarımız yapacakları kartlı alışverişlerde çok dikkatli olmalıdırlar. Çünkü başta bayramlar olmak üzere, tatil zamanlarında alışverişlerin artmasını fırsat bilen bazı kötü niyetli kişilerin organize ettiği 'kopyalama' tarzı dolandırıcılık olayları sıkça yaşanmaktadır. Bu nedenle yapacağınız her alışverişte kullandığınız kartınızın, bankaların POS (Satış Noktası Terminali) makinesi haricindeki cihazlardan geçirilmesine izin vermeyin. Kartın ikinci bir cihaza takılması büyük risktir. Kartınızın ikinci bir cihaza takılması demek; bilgilerinizin kopyalanması, depolanması ve sonrasında başka amaçla kullanmasının önünü açmak demektir. O yüzden vatandaşlarımız kartlarının POS cihazı haricinde başka hiçbir cihazdan geçirilmesine izin vermemelidir” açıklamasında bulundu. 

"KART BİLGİLERİ HİÇ KİMSEYLE PAYLAŞILMAMALI”
Vatandaşlarımın gerek alışveriş esnasında gerekse sonrasında sıkıntı yaşamaması için alışverişlerini banka kartı (maaş kartı) veya kredi kartı ile yapacaksa kart kopyalama ve dolandırıcılığına karşı uyanık olmaları gerektiğini ifade eden Öztekin, şunları kaydetti: 

“Kişi ne şartta olursa olsun kartlarının şifre ve güvenlik numarası başta olmak üzere kart bilgilerini hiç kimseyle veya kurumla paylaşmamalıdır. Kart şifrelerinin başkaları tarafından öğrenildiği düşünen vatandaşlarımız vakit kaybetmeden şifrelerini değiştirmelidirler. Yapılan alışverişlerde kartla yapılacak işlemler gözler takip edilmeli, eğer kasiyer veya satış görevlisi vatandaşa ait kartı POS makinesi haricinde bir başka cihazdan geçirmek isterse buna engel olunmalıdır. Alışverişlerden sonra pos makinesince verilen müşteri nüshaları saklanmalı ve aylık ekstrayla karşılaştırılmalıdır. Banka kartı (maaş kartı) veya kredi kartının kaybedilmesi veya çaldırılması durumunda vakit kaybedilmeden kartın ait olduğu banka aranmalı ve kullanım işlemi iptal ettirilmelidir. Tüm bunlarla birlikte ATM'de işlem yapmak için takılan kartların sıkışması durumunda kart sahibi kesinlikle ATM'den ayrılmamalı ve ATM’nin ait olduğu bankanın müşteri hizmetleri telefonla aranarak durumu bildirilmelidir. Böyle durumlarda size yardım etmek isteyen banka görevlisi de dahil olmak üzere hiçbir kimseye kart şifresi söylenilmemelidir. Ayrıca ATM’lerde şifre girilirken şifreyi girdiğimiz elimizin üzeri diğer elimizce kapatılmalıdır. Bu harekette şifrenizin gizlenmesine yardımcı olacaktır.”
İsrail'in Suriye Saldırısında İlginç İddia

İsrail'in 5 Temmuz'da Suriye'nin Lazkiye şehrinde bulunan askeri üsse düzenlediği hava saldırısını bir Türk üssünü kullanarak gerçekleştirdiği iddia edildi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise iddiaları, "Hiçbir karşılığı olmayan, tamamıyla yalan, gerçek payı olmayan bir haberdir" diye yalanladı.

Rusya'nın İngilizce yayın yapan resmi kanalı RT'ye konuşan bir kaynak, İsrail'in Suriye'yi vurmak için Türkiye'ye ait bir üssü kullandığınıöne sürdü.

RT'deki haberde, “Kaynağımız İsrail uçaklarının Türkiye sınırları içindeki bir askeri üsten havalandığını ve Suriye hava sahasına girmemek için Lazkiye’ye deniz üzerinden gittiğini açıkladı” denildi.

Haberde Türkiye’nin başka bir Müslüman ülkeye saldırılması için İsrail’e hava üssünü açtığı bilgisinin doğrulanması halinde, ülkede ciddi bir karmaşanın yaşanabileceği belirtildi.

Suriye'nin sahip olduğu Yakhont füzelerini imha eden 5 Temmuz’daki hava saldırısının hemen ardından Özgür Suriye Ordusu, saldırıdan kendilerinin sorumlu olmadığını açıkladı.

İSRAİL YALANLADI 
Hürriyet Moskova muhabiri Nerdun Hacıoğlu'nun bildirdiğine göre Rusya’nın ortaya attığı buiddiaya yine basın aracılıyla yanıt veren Tel Aviv'in, “İsrail savaş uçaklarının Türkiye topraklarını kullanmasına ihtiyacı yoktur. Rus kanalının önceden de çok asparagas haberlerini gördük” yorumları dikkat çekti.

İsrail Savunma Bakanlığına yakın kaynakların görüşünü yansıtan Rusça yayın yapan İsrail haber sitesi newsru.co.il, “RT kanalının röportajı bir dizi çelişkili unsur içeriyor. Öncelikle İsrail Suriye’deki bir hedefi vurmak istese bunu yapmak için Türkiye’nin lojistik desteğine ihtiyacı yoktur. İkinci önemli husus iki ülke arasındaki ilişkiler dikkate alındığında Türkiye’nin günümüzde İsrail’e böyle bir imkan tanımış olması imkansız. Üçüncü önemli nokta İsrail’in Suriye topraklarını bombaladığı kimse tarafından kanıtlanmış değil. Hatta Suriye yönetimi bu konuda bir açıklama yapmadı. Russia Today televizyon kanalının bu tür haberler yayınlaması konusuna gelince. Geçtiğimiz Mayıs ayında yine aynı Rus kanalı İsrail Savunma Bakanlığının Suriye’de gerçekleştirdiği operasyonlarda zenginleştirilmiş uranyum çekirdekli mermi kullandığı iddiasını da ortaya atmıştı” açıklaması yer aldı.

BAKAN DAVUTOĞLU YANIT VERDİ
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "İsrail'in Suriye saldırısında Türkiye'den bir üssü kullandığına" ilişkin iddialar konusunda, "Bu hiçbir karşılığı olmayan, tamamıyla yalan, hiçbir gerçek payı olmayan bir haberdir" dedi.

Türkiye'nin İsrail ile herhangi bir askeri operasyonun parçası olmasının söz konusu olamayacağını vurgulayan Davutoğlu bu tür haberlerin temel amacının Türkiye'yi "itibarsızlaştırmak" olduğunu dile getirdi.

Aykut Kocaman'ın Son Hali Şoke Etti!

Aykut Kocaman'ın Son Hali Şoke Etti!

Aykut Kocaman'ın Son Hali Şoke Etti!

Aykut Kocaman'ın Son Hali Şoke Etti!Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Aykut Kocaman'ın internette dolaşan fotoğrafı görenleri şaşırtıyor.
Fenerbahçe'nin başında üç sezon duran ve özellikle 3 Temmuz sürecinde çok yıpranan ve bunu her konuşmasında dile getiren Aykut Kocaman'ın sosyal medyada dolaşan son fotoğrafında kırlaşmış saç ve sakalları dikkatlerden kaçmıyor.

Fenerbahçe ile bir Süper Lig şampiyonluğu yaşayan Aykut Kocaman Fenerbahçe'ye 29 yıl aradan sonra Türkiye Kupası'nı kazandırmıştı.

Siirt'teki Çocuk Tacizinde Flaş Gelişme

Siirt'teki Çocuk Tacizinde Flaş Gelişme

Siirt'teki Çocuk Tacizinde Flaş Gelişme

Cumhuriyet savcısı serbest bırakılmasına itiraz etti. Mahkeme soruşturma dosyası için gizlilik kararı aldı. Zanlının cinsel istismarda bulunduğu iki kızın annelerini de taciz ettiği ortaya çıktı.
Sirrt'te 13 ve 17 yaşındaki iki kız kardeşlere cinsel istirmarda bulunduğu iddiasıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Siirt eski Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Ç.'nin serbest bırakılmasına, Cumhuriyet Savcısı itiraz etti. Mahkeme, soruşturma dosyasına gizlilik kararı aldı.

Siirt Belediye Başkan Yardımcısı 10 çocuk babası, 62 yaşındaki Abdullatif Ç.,geçen Cuma akşamı özel otomobilinde 17 yaşındaki M.A., kardeşi 13 yaşındaki S.A., ile yakalandı. İki kız kardeşe cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla cumartesi gecesi adliyeye sevk edilen Abdullatif Ç., çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından, haftada 3 gün karakola imza atması şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Olayın duyulmasının ardından BDP'li Başkan Yardımcısı Abdullatif Ç., partisi BDP'den ihraç edildi. Kendisi de görevinden istifa etti.

Siirt Cumhuriyet Savcısı Mutlu Bulut, Abdullatif Ç.'nin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına bugün itiraz etti. Savcı Bulut, Siirt Asliye Ceza Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda Abdullatif Ç.'nin tutuklanmasını istedi. 

Bu arada Siirt Sulh Ceza Mahkemesi, Abdullatif Ç., soruşturmasına gizlilik kararı aldı.

3 KIZ KARDEŞ KORUMA ALTINA ALINDI

Cinsel istismara uğradıkları belirtilen kız kardeşleri M.A., ile S.A'nın yanı sırada 13 yaşındaki S.A.'nın ikizi olan G.A. da koruma altına alındı. Siirt Sosyal Hizmet İl Müdürlüğü'nde koruma altına alınan 3 kız kardeşin burada kalacakları belirtildi.

KIZLARIN ANNELERİNİ DE TACİZ ETMİŞ

Türkiye'yi karıştıran Siirt’teki taciz olayında BDP'li Siirt Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Ç.'nin iki kız kardeşe cinsel istismarda bulunduğu olayının arkasında bir rezalet daha çıktı. Abdullatif Ç.'nin kızları defalarca özel cipiyle evlerine yakın bir yerden alarak Siirt’in tenha bölgesine götürdüğü, kızların annesini de taciz ettiği belirtildi.

Siirt’te Cuma gecesi patlak veren cinsel istismar olayının mağdurlarından M.A.’nın polise verdiği ifadesi tüyler ürpertiyor. Abdullatif Ç.'nin olay gecesi saat 22.00 sularında M.A.’yı telefonla aradığı belirtildi. M.A. kız kardeşi S.A. ile birlikte evlerinin 100 metre aşağısındaki AVM önünde bekleyen Abdullatif Ç.'nin cipine binerek Siirt-Eruh karayolu İpekyolu kavşağına gittiği bildirildi. Kızları AVM önünde alan Abdullatif Ç., bir ihbar üzerine polis ekipleri tarafından takibe alındı. Arka koltukta M.A. ile birlikte olan Abdullatif Ç. polis ekipleri tarafından suçüstü yakalandı.

M.A. İFADESİNDE HER ŞEYİ ANLATTI

İpekyolu kavşağında gözaltına alınan kızlardan M.A. verdiği ifadede Abdullatif Ç. ile 2011 yılında Nevruz etkinliğinde tanıştığı, bu süre içinde yakın dostluk kurarak sık sık kendisini arayarak elbise, gıda ve para yardımında bulunduğunu söyledi. M.A. ifadesinde Abdullatif Ç.'nin ilerleyen zamanlarda ise aracıyla sık sık kendisini Botan yoluna götürerek ilişkiye girdiğini ve Abdullatif Ç.'nin, geçen yıl kendisiyle birlikte gördüğü kız kardeşi S.A.’yı da gözünü kestirerek istismarda bulunup ilişkiye girdiğini söyledi.

KIZLARIN ANNESİNİ DE TACİZ ETMİŞ


Siirt Emniyet Müdürlüğü Ahlak bürosu ekiplerinin, başvurduğu annelerinin ifadelerinde de korkunç bir gerçek daha gün yüzüne çıktı. Kızların annesinin de Abdullatif Ç.’nin tacizine uğradığı tespit edildi. Anne polise verdiği ifadesinde kızlarından büyük olan M.A.’nın uğradığı cinsel istismarın farkında olduğunu ancak Abdullatif Ç.’nin tehditlerinden korktuğu için engel olamadığını, bunun karşılığında da gıda ve giyim yardımı aldığını söyledi.

Soruşturmada M.A. (17), 13 yaşındaki S.A. ile K.A. adlı ikiz kardeşlerinin de tacizden mağdur olduğu ortaya çıktı. M.A. ve kızların konuşması durumunda ölümle tehdit edildiği iddia edilirken, Abdullatif Ç.'nin, kızların babasını temizlik firmasında taşeron işçisi olarak işe aldığı belirtildi. Bundan dolayı M.A. yaşanan cinsel taciz olayını 2 yıl boyunca sakladı.

DEVLET OLAYA EL ATTI

Olayın duyulmasıyla birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Siirt Belediye Başkan Yardımcısı tarafından istismara uğradığı söylenen kızları koruma altına aldı. Bakanlık, kızları, yaşları ve cinsiyetlerine göre sağlık ve fiziki şartlar koruyacak tedbirler alırken, Siirt İl Müdürlüğü uzmanlarından oluşan bir ekip, olayın yasal boyutuyla ilgilenerek hukuk müşavirliğinin açılacak davaya müdahil olacağı öğrenildi.

BDP TEPKİ GÖSTERDİ

Belediye Başkan Yardımcısı Abdullatif Ç.'nin işlediği suçu tasvip etmediklerini belirten BDP il yönetimi, Abdullatif Ç. için, "Böylesine aşağılık ve onursuz bir suç işlemesini asla kabul etmeyiz, bir an önce tutuklanmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. BDP İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın açıklamasında zanlı için çok sert sözler kullanılırken, Abdullatif Ç.’nin belediye başkan yardımcılığı, meclis üyeliği ve parti görevinden derhal istifa ettirildiği ifade edildi.

Galatasaray, Toulouse'dan Umut Bulut ile 3+1 yıllık sözleşme imzaladı.

Yıldız Golcü Resmen Galatasaray'da!
Galatasaray, Toulouse'dan Umut Bulut ile 3+1 yıllık sözleşme imzaladı.

Galatasaray Sportif AŞ, KAP'a gönderdiği açıklamada Umut Bulut ile anlaşmaya varıldığını bildirdi.

KAP'a gönderilen açıklamada şu ifadeleryer aldı:

"Toulouse FC profesyonel oyuncularındanUmut Bulut'la 2013-2014 sezonundanbaşlamak üzere 3+1 futbol sezonu (son seneopsiyonlu) için anlaşmaya varılmıştır. Buna göre, futbolcunun eski kulübüne (Toulouse FC) 2.700.000 EUR bonservis ücretiödenecektir. Futbolcuya ise 2013-2014, 2014-2015, 2015-2016 ve sözleşme devam ederse2016-2017 sezonlarının herbirinde sırasıyla 1.750.000 EUR, 1.800.000 EUR, 1.850.000 EUR ve 1.850.000 EUR sabit transfer ücreti ve herbir sezonda 15.000 EUR maç başı ücretiödenecektir."

Çeyrek Altında Satış ile Alış Arasındaki Fark Uçtu

Çeyrek Altında Satış ile Alış Arasındaki Fark Uçtu
Çeyrek altın alacaklar dikkat... Satış 155, alış 132 lira... Aradaki fark 23 TL..
 Balıkesir Kuyumcular ve Sarraflar DerneğiBaşkanı İrfan Günsay, çeyrek altındaki fiyatyükselişine ilişkin, "Normalde alım-satımı arasında 5-6 lira fark olması gereken çeyrekaltının satışı 155 liraya çıkarken, alışıdeğişmeden 132 lirada kaldı" dedi.

Günsay, altının gramının geçen haftaya oranlaaz miktarda artışla 81 liraya yükseldiğini söyledi. Bu rakamlara göre çeyrek altının satışfiyatının 138, alışının ise 132 civarında lira olması gerektiğine dikkati çeken Günsay, şunları kaydetti:

"Çeyrek, yarım ve büyük altın karaborsa olunca fiyatlar yükseldi. Normalde alım-satımı arasında 5-6 lira fark olması gereken çeyrekaltının satışı 155 liraya çıkarken, alışı değişmeden 132 lirada kaldı. Aradaki fark da 23 liraya yükseldi. Zaten elinde altın bulunanlar, mümkün olduğunca kuyumcuya gelip satmıyor. Hatta bu olumsuz durum, vatandaşların kuyumcuya olan güvenini azaltıyor. 155 liraya aldığı çeyrek altına, 132 lira fiyat veriyorlar. Bugüne kadar güvenip yatırım yaptıkları altında yaşananlar, onları da şaşırtıyor."

Günsay, çeyrek altının kuyumculara maliyetinin 151-152 lira olduğunu belirterek, "Darphane'nin piyasaya altın vereceği söyleniyor. Yine bazı büyük firmaların eline geçerse çeyrek altındaki bu ateş sönmez. Kuyumcular, 'bizim elimize geçecek mi?' diye bekliyor. Umutlu değil, tedirgin bekliyoruz. Kuyumcuların satışının iyi olacağı dönemdeyiz. Bu sorunun çözülmesini, artık alım-satımların normale dönmesini istiyoruz" diye konuştu.
Kaynak: Vatan

Savcılıktan 'Bayrakçı' Açıklaması


Savcılıktan 'Bayrakçı' Açıklaması

Savcılıktan 'Bayrakçı' Açıklamasıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, Taksim'deki olaylara ilişkin tutuklanan Ali Sarıçiçek'in bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde iddiaedildiği gibi "bayrak satmaktan" değil, "görevi yaptırmamak için direnme" ve "toplantıve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet" suçlarından tutuklandığını belirtildi. Yapılan yazılı açıklamada, bugün bazı basın yayın organlarında, "Taksim'de bayrak satarken gözaltına alınan Ali Sarıçiçek, isyana teşvikten tutuklandı. 20 yıl hapisle yargılanacak" şeklinde haberlerin yayınlanması üzerine, kamuoyunun doğru ve sağlıklı bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu bildirildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"6 Temmuz 2013'te meydana gelen olaylarda gözaltına alınan 59 kişi, 8 Temmuz 2013 tarihinde adliyeye sevk olmuş, ifade alma işlemlerinden sonra 51 kişi, delil durum gözetilerek serbest bırakılmıştır. Ali Sarıçiçek isimli şüphelinin de aralarında bulunduğu 8 kişi, dosyadaki mevcut delil durumu gözetilerek, 'görevi yaptırmamak için direnme' ve 'kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız olarak katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama' suçlarını işledikleri iddiasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk olmuşlardır.

İstanbul 31. Sulh Ceza Mahkemesi'nde sorgulaması yapılan 8 şahıs, iddia olunan suçlar yönünden tutuklanmışlardır. Sevk maddesinde yer alan TCK 265/1 maddesinin (Görevi yaptırmamak için direnme) ceza müeyyidesi 6 aydan 3 yıla kadar, 2911 Sayılı Kanunun 32/1 maddesinin (Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız olarak katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama) suçunun cezai müeyyidesi de 6 aydan 3 yıla kadardır."

Söz konusu yayınların kamuoyunu yanıltacak ve adil yargılamayı etkileyebilecek nitelikte, gerçeklere uymayan haberler olduğu aktarılan açıklamada, tutuklamalara ilişkin itirazların reddedildiği, yeni tahliye taleplerinin de İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde incelemeye alındığı bilgisi verildi.

Abdullah Gül'den Darbe Sonrası İlk Temas

Abdullah Gül'den Darbe Sonrası İlk Temas
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Mısır'da Muhammed Mursi'nin yönetimden uzaklaştırılmasının ardından geçici Cumhurbaşkanlığı'na getirilen Adli Mansurdan "Mısır'a yaraşır çözüm" istedi.
 Gül, kendisine elçisini gönderen Mansur’a, Mursi’nin rencide edilmeden hemen serbest bırakılıp, acilen demokratik çözümle sivil iktidara dönülmesi mesajını iletti.

Hürriyet'in haberine göre, Gül, Mısır’ın yeni Ankara Büyükelçisi Salah Eldin’i geçtiğimiz haftasonu İstanbul’da Kabul etti. Büyükelçinin “özel görüşme talebi” nedeniyle basına duyurulmayan bu kabulde, Eldin, Mansur’un, iki ülkenin güçlü, stratejik ve tarihi ilişkilerin devam etmesine ilişkin mesajını iletti. Mansur, ülkesinde sivil yönetime geçişe ilişkin yol haritasını da Eldin aracılığıyla Gül’e aktardı. Eldin’in Gül’e aktardığı yol haritası şöyle:

8 AYDA SİVİL HAYAT
“15 gün içinde anayasadaki anlaşmazlık konularını belirleyip yeni anayasa metnini oluşturacak 50 kişilik bir heyet oluşturulacak. Bu heyete bağımsız yargı organlarının yanı sıra barolar, üniversiteler, sendikalar ve STK’lardan da aday gösterilebilecek. Bu heyetin 1 ay içinde hazırlayacağı metin yine 1 ay içinde Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunulacak. Referandumun ardından 3 ay içinde de önce bağımsız seçim komisyonu oluşturulup seçimlere gidilecek. Bu seçimlerden 1 ay sonra da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Yeni Cumhurbaşkanı ve hükümetin işbaşı yapacağı bütün bu süreçler de en geç Şubat 2014’e kadar, yani 8 ayda tamamlanacak.”

GÜL’DEN ÖNEMLİ MESAJ
Edinilen bilgiye göre Gül ise Eldin aracılığıyla Mansur’a şu mesajları iletti: “Mısır’ın tamamı bizim için çok önemlidir. Biz böyle bakarız. Seçimle gelmiş bir Cumhurbaşkanı ve seçilmiş yöneticilerin bu şekilde rencide edilmemesi, çözümün demokratik süreçler içinde uzlaşmayla sağlanması, demokrasiden uzak durulmaması, demokratik yollar dışında yollar aranmaması gerekirdi, ama oldu. Türkiye de zamanında bu süreçlerden geçti. Şimdi acilen demokratik çözümle sivil iktidara dönülmesi, herkesin hak ve menfaatlerinin korunduğu demokratik bir çözümün süratle gerçekleştirilmesi gerekir. Binlerce yıllık medeniyete sahip Mısır halkının bunu başaracak tecrübeye sahip olduğuna inanıyorum. Mısır’a yaraşır bir çözüm olmalı. Sayın Mursi ve seçilmiş idarecilerin de rencide edilmeden acil bir şekilde serbest bırakılmaları gerekir.”

Ali İsmail Korkmaz'ın Şüphelileri Serbest Kaldı

Ali İsmail Korkmaz'ın Şüphelileri Serbest Kaldı

Ali İsmail Korkmaz'ın Şüphelileri Serbest Kaldı
Eskişehir'de 2 Haziran'da Gezi Parkı eylemleri sonrasında henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce darbedilen ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden üniversiteöğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın ölümüyle ilgili adliyeye sevk edilen şüpheli S.K, serbest bırakıldı.
 Alınan bilgiye göre, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, olayın meydana geldiği bölgedeki iş yeri güvenlik kamerası görüntülerini inceleyerek, Korkmaz'ı darbettiği iddiasıyla S.K'yı gözaltına aldı.

Sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, nöbetçi mahkeme tarafından adli kontrol verilerek serbest bırakıldı.

Egemen Bağış'tan Veda Gibi Sözler

Egemen Bağış'tan Veda Gibi Sözler
AB Bakanı Egemen Bağış'ın her yıl verdiği iftar yemeğinde "Bu belki de benim AB Bakanı olarak sizinle son iftarımız" ifadesini kullandı.
 Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, verdiği iftar yemeğinde, "Belki bu benim Avrupa Birliği Bakanı olarak sizlerle birlikte son iftarım olabilir. Ama bundan sonraki her iftarda da ben arkadaşlarımla birlikte olmaya çalışacağım. Bu vesileyle herhangi birinin kalbini kırdıysam onlardan da bu vesileyle özür dilemek istiyorum" dedi.

Avrupa Birliği Bakanlığı, Meclis Dışişleri Komisyonu, AB Uyum Komisyonu, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Ankara büyükelçilerine, kamu kurum ve kuruluşları AB daimi temas noktalarına, medya kuruluşlarının Ankara temsilcilerine, diplomasi muhabirlerine, farklı inanç grubu temsilcilerine, Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı (Ulusal Ajans) ve Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) çalışanlarına iftaryemeği verdi. Ankara Cer Modern'in bahçesindeki yemekte iftar saatinde başlayan yağmur, davetlilerin masaları bırakarak müze binası içine kaçmalarına neden oldu. İftar bina içinde kurulan kokteyl düzeneğiyle devam etti.
Programda bir konuşma yapan Bakan Bağış, yağmurla birlikte muhabbetin de bereketlendiğinibelirterek, "Biz çorbayı dışarıda, yemekleri içeride yiyerek iftar yaptık ama bugün dünyadaRamazan'ın bereketini yaşayamayan Gazze'de, Arakan'da milyonlarca insan var. Onların halini düşündüğümüz zaman hem kendimizin haline şükrediyoruz hem de onlar için dua ediyoruz" dedi.

Bakan Bağış, Martin Luther King'in "Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sanatı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı" sözlerine atıf yaparak, "İşteRamazan bize kardeş olarak yaşamayı hatırlatan çok önemli bir dönem. İşte Türkiye'nin Süryani cemaati lideri, işte farklı inanç gruplarının liderleri, farklı bakanlıkların çalışanların, farklı AB üyeülkelerinin temsilcileri kardeşçe bir Ramazan iftarında bir araya gelebildik. Çok şükür Türkiye bugün farklı bir noktada. Türkiye her geçen gün ilerleyen, güçlenen, demokrasisiyle, ekonomisiyle, sosyal politikalarıyla çok farklı bir noktada" ifadelerini kullandı.

Bakan Bağış, çalışma arkadaşlarına da teşekkür ederek, "Farklı noktaları hedefleyerek birlikte gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği sürecinin kolay bir süreç olmadığını hepimiz biliyoruz" diye konuştu.

Gecenin ne kadar uzun olduğunu güneşe hasret olanların bildiğini kaydeden Bağış, "Ülkemizin kalkınması için, reformu için, zenginleşmesi için Avrupa Birliği sürecinin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Gecenin en karanlık olduğu an, sabahın en yakın olduğu an diyerek hiçbir zaman kararlılığımızdan, azmimizden geri adım atmadan, doğru olanın ülkemizin yaşam standardını yükseltmek için atılması gereken reform adımlarını mutlaka atıyoruz. Bizi durdurmak isteyenler, engellemek isteyenler olabilir. Şunu da iyi biliyoruz. Yanlış hesap mutlaka ama mutlaka Bağdat'tan da döner, Brüksel'den de döner, Şam'dan da döner, Kahire'den de döner. Onun için kimse yanlış hesap yapmasın" şeklinde konuştu.

Siyasilerin belirli süreler için seçildiklerini aktaran Bağış, aynı görevlerde devam edip etmeyeceklerini bilmediklerini belirterek, "Belki bu benim Avrupa Birliği Bakanı olarak sizlerle birlikte son iftarım olabilir. Ama bundan sonraki her iftarda da ben arkadaşlarımla birlikte olmaya çalışacağım. Bu vesileyle herhangi birinin kalbini kırdıysam onlardan da bu vesileyle özür dilemek istiyorum. Böylesine nitelikli bir grupla çalışmış olmaktan ne kadar kendimi şanslı hissettiğimi, bu vesileyle özellikle vurgulamak isterim" dedi.

TÜRK FUTBOLUNDA DEPREM


UEFA takim kurulu fenerbahçe ve Beşiktaş hakkında kararını verdi.Karar Fenerbahçenin 2+1yıl cezasını 2yıla indirirken,Beşiktaşın ise 1yıl olan cezasını onadı.

ŞİMDİ CAS'A GİDİLECEK   
Tahkim Kurulu'nun kararlarını açıklamasından sonra şimdi gözler Fenerbahçe ve Beşiktaşkulüpleri çevrildi. İki kulübünde Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne(CAS) başvuracak.
FENERBAHÇE'DEN CAS AÇIKLAMASI

UEFA'nın Fenerbahçe kulübüne verdiği 2+1 yıl Avrupa kupalarına katılamama cezasını UEFA Tahkim Kurulu'nun "2 yıl men" olarak değiştirme kararı üzerine sarı lacivertli kulüp, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne (CAS) başvurma kararı aldı. Fenerbahçe kulübünün internet sitesinden yapılan açıklama şu şekilde:

"UEFA Tahkim Kurulu, 10 Temmuz 2013 Çarşamba günü yapılan duruşmaya dair kararını bugün açıklamıştır. Açıklamada, kulübümüze 1 yılı ertelemeli 3 yıl (2+1) süreyle UEFA müsabakalarına katılamama yönündeki karar, "2 yıl men" olarak değiştirilmiş, CAS yolunun açık olduğu ifade edilmiştir. Kulübümüzün zaman kaybetmeksizin CAS'a başvuracağını kamuoyunun bilgisine sunarız."

"SUÇSUZLUĞUMUZA İNANIYORUZ"

UEFA Tahkim Kurulu hakkında Fenerbahçe Kulübü CEO'su Hakkı Hasan Yılmaz, “Biz suçsuzluğumuza inanıyoruz. Yargılamanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Cezayı kabul etmiyoruz" dedi.

BEŞİKTAŞ CAS YOLUNDA

Tahkim Kurulu'nun kararı sonrası Beşiktaş Yönetim Kurulu Üyesi Melih Sami Esen, CAS'a başvuracaklarını belirtirken şunları söyledi: "CAS'a kura çekiminden önce başvuru yapacağız. Bu karar cok ağır bir karardı. Beşiktaş'ın menfaatlerini elimizden geldiği ve gittiği yere kadar savunmaya devam edeceğiz. Alınan kararın hukuki bir dayanağı olabilir ama her hukuki karar 'adil'dir demek zor."