Hristiyanlık Tarihinde Bir İlk Yaşanıyor

Hristiyanlık Tarihinde Bir İlk Yaşanıyor

Makamından bu akşam ayrılacak olan Papa 16. Benedikt, halefine kayıtsız şartsız itaat edeceğine dair söz verdi. Kardinallere son kez hitap eden Papa, "Dualarınızda sizeyakın olamaya devam edeceğim." dedi. Papanın ayrılışıyla tarihte bir ilk yaşanacak.

Katolik aleminin ruhani lideri Papa 16. Benediktus, görevdeki son günündeVatikan'da kardinallerle vedalaştı.

Papalık seçiminde Allah'tan, razı olacağı seçimi kardinallere göstermesini niyaz eden 16. Benedikt, "Aranızda bir sonraki papa var. Bugün ona kayıtsız şartsız itaat ve saygımı ilan ediyorum." diye konuştu.

Papa'nın istifa kararıyla tarihte ilk kez eski ve yeni papa Vatikan'da yan yana yaşayacak.

AB'den İsrail'e Sert Eleştiri

AB'den İsrail'e Sert Eleştiri
Avrupa Birliği (AB), İsrail'i, işgal altında tuttuğu Filistin topraklarındaki yerleşim politikasıyla iki devletli çözümü mayınlamakla suçladı.
 AB'nin Kudüs ve Beytullahim'deki diplomatik misyonları tarafından hazırlanan 2012 Doğu Kudüs Raporu'nda İsrail'e yönelik sert eleştiriler yer alıyor.

Resmi olarak açıklanmamasına rağmen basında detayları yer almaya başlayan raporda İsrail, yerleşimleri genişletmeye devam ederek, kısıtlayıcı imar politikası uyguladığı Filistinlileri zorla göç ettirerek, evlerini yıkarak, eğitim ve sağlık hizmetlerini kısıtlayarak Doğu Kudüs'teki Filistin varlığını sistematik şekilde bitirmeye çalışmakla ve aktif ilhak politikası uygulamakla suçlanıyor. Raporda mevcut sürecin devamı halinde iki devletli çözüm ihtimalinin zayıflamaya devam edeceği ve uygulanamaz hale geleceği belirtildi.

PLAN UYGULANIRSA BATI ŞERİA İKİYE BÖLÜNECEK
Raporda, Kudüs'ün iki devletin ortak başkenti olmadan İsrail ve Filistin arasında sürdürülebilir bir barış anlaşmasının mümkün olmadığı vurgulandı.

AB diplomatlarının hazırladığı raporda, Doğu Kudüs'ün güneyindeki Yahudi yerleşimleri Giv'at HaMatos, Har Homa ve Gilo'yu genişletme çalışmalarının mevcut hızda devam etmesi halinde, bu yıl sonunda Kudüs ve Beytullahim arasındaki bağlantının kesileceği ve iki devletli çözümü son derece zorlaştıracağı ya da imkansız hale getireceği dile getirildi.

İsrail'in Kudüs'ün doğusunda E1 adlı yeni yerleşim yeri planını uygulaması halinde Batı Şeria'yı fiiliyatta ikiye böleceği de ifade edilen raporda, bunun binlerce Filistinli'yi göçe zorlayacağı kaydedildi.

İsrail'in Kudüs'teki arkeolojik kazılarının da eleştirildiği raporda, Hristiyanlık ve Yahudi çağrışımlarına dayandırılan ve İslami kutsalların hiçe sayıldığı, "taraflı tarihi tefrikalar" uyarınca gerçekleştirilen kazılarla Kudüs'ün bölünmeden, ebedi İsrail başkenti yapılmasına kılıf hazırlandığı belirtildi.

Raporda AB üyeleri ve şirketleri, İsrail yerleşimlerini destekleyecek ekonomik faaliyetlere girmemeleri konusunda uyarıldı.

BENZER BİR RAPOR DAHA ÖNCE DE HAZIRLANMIŞTI
Önceki yıllarda da benzer raporlarla İsrail'i barışa engel oluşturmakla ve uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlayan AB, yaptırım uygulama konusunda herhangi bir adım atmadı.

AB dışişleri bakanlarının Kudüs'teki AB misyonunun hazırladığı bir önceki raporla ilgili 14 Mayıs 2012'de aldıkları kararda, İsrail'in Filistinlileri zorla tahliyeye ve evlerini yıkmaya devam ederken Yahudi yerleşimlerini genişletmesinin ve Filistinlilerin barışçıl, kültürel, ekonomik, sosyal ve siyasi faaliyetlerini engellemesinin derin endişe doğurduğu ve barışı tehdit ettiği dile getirilmişti.

Fakat bundan 2 ay sonra, 24 Temmuz 2012'de Brüksel'de toplanan AB-İsrail Ortaklık Konseyi'nde, İsrail yönetimi ticari imtiyazlarla ve yeni işbirlikleriyle ödüllendirilmişti.

Dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli ve AB Komisyonu;nun genişleme ve komşuluk politikasından sorumlu Üyesi Stefan Füle;nin katılımıyla toplanan İsrail-AB Ortaklık Konseyi;nde tarımdan bilime, enerjiden ulaşıma kadar 60'a yakın alanda yakın işbirliği kararı alınmıştı.

İsrail'in en büyük ticaret ortağı olan AB'nin, Yahudi yerleşimlerinde üretilen mallar dahil bu ülkeden yıllık ithalatı 13 milyar avroyu buluyor.

İsviçre'de Şok Saldırı: 3 Ölü

İsviçre'de Şok Saldırı: 3 Ölü

İsviçre'deki bir fabrikaya düzenlenen silahlı saldırıda aralarında saldırganın da bulunduğu üç kişinin öldüğü bildirildi.
Olay Kronospan isimli ahşap işleme şirketinin İsviçre’nin Luzerne kantonunun batısındaki Menznau kasabasında bulunan tesisin kantininde, yerel saatle sabah 9'da meydana geldi.

Polisin yaptığı açıklamada “olayda çok sayıda ölü ve yaralı” olduğu belirtilirken İsviçre televizyonu olayda saldırgan dahil üç kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Acil kurtarma birimlerinin olay yerine gönderildiği ve tesisin çevresinin kordona alındığını ifade eden polis yetkilileri başka detay vermedi.

Saldırganın kimliği ya da neden böyle bir saldırı düzenlediği konusunda da henüz bir açıklama yapılmadı.

Freddie Mercury'nin Gizemi Çözülüyor

Freddie Mercury'nin Gizemi Çözülüyor

Freddie Mercury'nin hayranları 21 yıldır gizemi çözülemeyen sorunun cevabınaulaştıklarını düşünüyor.
Londra’nın batısında bulunan ‘Kensal Green’ mezarlığında bulunan bir mezar taşı hayranlarıharekete geçirdi. Söz konusu taşın üzerinde Mercury’nin gerçek adı Farrokh Bulsara,şarkıcının doğum ve ölüm tarihleri yazıyor.

Mezarda yazan ‘Sevgimle her zaman sana yakın olacağım. M.” Yazısındaki M harfinin ise Mercury’nin eski kız arkadaşı Mary Austin’e ait olduğu düşünülüyor. 

Freddie Mercury, 1991’de hayatını kaybettikten sonra bedeni yakılarak küllerinin dağıtıldığı söylenmişti. Küllerinin tam olarak nereye saçıldığı belirtilmese de Cenevre Gölü ve doğum yeri Zanzibar Adası’nda olabileceği ihtimaller arasındaydı. Ancak hayranları, Londra’da buldukları mezarın 21 yıllık arayışlarına son verdiğini düşünüyor.

Mercury’nin sözcüsü konu hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Daily Mail’e konuşan bir kaynak Mercury’nin bedeninin bu mezarlıkta yakıldığını ancak nereye götürüldüğünün bir gizem olduğunu belirtti. 2010'da Jim Hutton, sevgilisinin küllerinin Mercury'nin evinde gömülü olduğunu söylemiş ancak daha sonra bilinmediğini kabul etmişti.

'Kensal Green' mezarlığı çalışanları ise mezarı daha önce fark etmediklerini belirtti. 

Kandil 'Beton Delen' Bombalarla Vuruldu

Kandil 'Beton Delen' Bombalarla Vuruldu

Türk savaş uçakları dün gece Kandil'e operasyon düzenledi. Savaş uçakları terör yuvalarını 'beton delen' bombalarla vurdu.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'ın kuzeyinde bulunan PKK kamplarına yönelik 3 gün önce başlattığı operasyon dün gece de devam etti.

DEMİRTAŞ: BOMBALAR YAĞARKEN ÇÖZÜM OLMAZ

Diyarbakır 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığı'ndan havalanan F-16 savaş uçakları, Irak'ın kuzeyinde istihbarat amaçlı keşif uçuşu yaptı. Gün boyu İnsansız Hava Araçları'nın yaptığı uçuşlardan elde edilen bilgiler sonucunda saat 18.00 sıralarında planlı operasyon kapsamında savaş uçakları mühimmat yüklü olarak yeniden havalandı. 

'PARS' VE 'ATMACA' FİLOLARI KATILDI

Anlık istihbarat bilgisi ile yapılan operasyona, gece boyunca 'Pars' ve 'Atmaca' filolarına bağlı 15 savaş uçağı katıldı. Operasyon belli aralıklarla yaklaşık 7 saat sürdü. İHA'lardan alınan görüntülerle anlık yapılan operasyonda, çok sayıda hedefe uçaklar bomba yağdırdı.

SON ZAMANLARDA YAPILAN EN BÜYÜK OPERASYON

Gece yarısından sonra saat 01.30'da tamamlanan operasyonun son zamanlarda gerçekleştirilen en kapsamlı operasyonlardan biri olduğu belirtildi. Üç günden bu yana PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki kamplarında olağandışı insan hareketliliği tespit edildiğini ve operasyonun bu amaçla planlandığı öğrenildi.

Operasyon kapsamında PKK'lıların Kandil Dağı'nda bulunan yerleşim yerleri, yeni tespit edilmiş bazı sığınaklar, uçaksavar bataryaları ve bazı tesislerinin de bombalandığı belirtildi. Operasyonlarda tespit edilen hareketli PKK'lı grupların da zayiat verdiği bilgileri geldi. Bu arada Diyarbakır 2'nci Hava Kuvvet Komutanlığı'na Eskişehir, Balıkesir ve Amasya'dan eğitim amaçlı 25 savaş uçağı geldi. Bu uçakların da ihtiyaç duyulması halinde operasyonlara katılabileceği belirtildi.

GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİNİZİ;
orhnozdmr@yandex.com adresinden bize iletebilirsiniz...

Neşet Ertaş'a 69 Bin Lira Tazminat Şoku

Neşet Ertaş'a 69 Bin Lira Tazminat Şoku

Ünlü halk müziği sanatçısı merhum Neşet Ertaş'a; 'Mühür Gözlüm' türküsünün söz yazarı aşık Ali İzzet Özkan'ın mirasçılarından 69 bin liralık tazminat cezası kesildi. 'Mühür Gözlüm'ün izinsiz icra edildiği gerekçesiyle Kalan Müzik ve Neşet Ertaş'a açılan davada, Yargıtay 69 bin liralık cezayı onadı.
Halk ozanı Âşık Ali İzzet Özkan’ın dizelerine bestelenen ‘Mühür Gözlüm’ şarkısının izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle geçtiğimiz eylül ayında vefat eden Neşet Ertaş ve Kalan Müzik’e açılan maddi tazminat davası sonuçlandı. Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, telif ücretlerinin tahsil edilmiş olması sebebiyle maddi tazminat istemine red kararı verdi. Ancak Âşık Ali İzzet Özkan’ın vârislerinin, yazılı bir sözleşme olmamasından ötürü işleme ve yayma hakkının kendilerinde olduğunu savundukları temyiz itirazları sonucu, karar davacıların lehine bozuldu. 69 bin liralık tazminat istemine bilahare mahkeme tarafından karar verildi ve karar Yargıtay tarafından onandı. 

ERKAN OĞUR’A DA DAVA 
Âşık Ali İzzet Özkan’ın vârisleri, Sivaslı Âşık Veli’ye ait olduğu bilinen ‘Mecnunum Leylamı Gördüm’ şarkısı için de eserin Âşık Ali İzzet Özkan’a ait olduğu iddiasıyla, bu kez Erkan Oğur ve Kalan Müzik’e bir dava daha açtılar. İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada bilirkişi kurulu, değerlendirme sonucu “eserin sahibinin davacıların murisi Aşık Ali İzzet Özkan olduğunu” bildirdi. Ancak mahkemenin konuyla ilgili MESAM’a (Türkiye Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği) yazdığı tezkere sonucunu beklemeden karar verdiği iddia ediliyor. Mahkemenin kararı henüz Yargıtay incelemesinde. MESAM’ın söz konusu kararıysa şöyle: “Prof. İlhan Başgöz, Kubilay Dökmetaş ve araştırmacı yazar Ahmet Özdemir’in görüşlerine başvurmak suretiyle, 13 kıtadan oluşan ‘Mecnunum Leylamı Gördüm’ isimli eserin 19’uncu yüzyılda yaşadığı belirtilen Sivaslı Âşık Veli’ye ait olduğu tespit edilmiştir.”

Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık:

BAKANLARI GÖREVE ÇAĞIRIYORUM
“Telifleri yıllarca ödenmiş, nasıl oluyor da şarkıyı meşhur eden Neşet Ertaş paraya mahkûm ediliyor? Bu dava hukuk fakültelerinde incelenmesi gereken bir dosya. Mahkeme ret verdikten sonra Yargıtay’dan böyle bir karar çıkması, bilirkişilerin konuya ne kadar hâkim olmadığının kanıtıdır. O bilirkişiler neye göre seçiliyor? Takipsizlik kararından sonra onanması, bu işin ahbap dost ilişkisiyle halledildiğini gösteriyor. 

Adalet Bakanlığı’nı ve yeni Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’i göreve çağırıyorum. Biz bu cezayı ödedik. Para hiç mühim değil. Ama Neşet Ertaş’a büyük haksızlık yapıldı. Neşet hasta yatağında bana hep bunu soruyordu, ‘Nasıl olur’ diye kahroluyordu. Çünkü Âşık Ali İzzet Özkan, bu dizeleri 50 yıl önce kendi elleriyle Neşet Ertaş’a ‘nolur bunu bestele’ diyerek vermişti. Neşet Ertaş şarkıyı meşhur etti. Ailelerin biraz bunlara saygılı olması gerekirken, bu işten rant sağlamaya bakıyorlar. Âşık Ali İzzet Özkan çok önemli bir şairdi. Ama ne yazık ki armut dibine düşmüyor.

'Kelebeğin Rüyası'nda Eksik Kalanlar...



'Kelebeğin Rüyası'nda Eksik Kalanlar...

Yılmaz Erdoğan'ın son filmi Kelebeğin Rüyası, eleştirmenlerden tam not aldı. Cuma günü vizyona giren film büyük ilgi gördü... Sinemadan çıkanlarda şiir tadında bir burukluk bıraktı... Ancak öyküyü bilenler için; filmde eksik bir tad, eksik bir şeyler vardı...
Önce bu eksiğe değinmeden, hiç bilmeyenler için filmin anlattığı iki şaire ilişkin küçük bir anekdot düşelim: 

"Kelebeğin Rüyası, 'Kelebek ömürlü' iki şair olan Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu'nun hayat hikâyesini anlatıyor... 

Rüştü Onur, 3 Ağustos 1920 doğumlu. Şair, 12 Aralık 1942'de yani sadece 22 yaşındayken hayata veda etti. Muzaffer Tayyip Uslu ise 1922'de dünyaya geldi. 1946'da son nefesiniverdiğinde sadece 24 yaşındaydı. 

Zonguldaklı iki şair olarak imzasını attılar Türk şiir tarihine... Mehmet Çelikel Lisesi'nden Behçet Necatigil'in öğrencisi olan Rüştü ve Muzaffer Tayyip, 'hoca'yla bağlarını hiç koparmadı. 

Dönemin edebiyat dergilerinde, özellikle deVarlık'ta şiirleri yayınlanan Rüştü ile Muzaffer Tayyip, Behçet Necatigil'in yanı sıra Salâh Birsel, Necati Cumalı, Oktay Rifat, Melih Cevdet ve Samim Kocagöz ile de 'şiir' arkadaşıydılar ve sık sık mektuplaşırlardı."

Şu notu da düşelim haksızlık etmemek için...

Yılmaz Erdoğan'ın filminde; Muzaffer Tayyip Uslu'yu Kıvanç Tatlıtuğ, Rüştü Onur'u Mert Fırat oynuyor... Gerçekten keyifli, gerçekten çok güzel... İki isim büyük bir alkışı hak ediyor... 

Şimdi gelelim filmde eksik kalan yöne... 

İki şairin hayatında da Zonguldak'ın kendisi, özellikle maden büyük bir yer tutuyor... Hayatları madenle iç içe... O tarihlerde Zonguldaklı köylüler için uygulanan mükellefiyet (zorla, insanlık dışı şartlarda madende çalıştırma) şehrin en büyük dramı... 

16 yaşında madene indirilen çocuklar, verem oluncaya kadar çalıştırılanlar.... Yarı ölü hale gelince, katır sırtında köylerine geri gönderilenler... 

Madende kömür taşıttırılan katırlar kadar bile değer verilmeyen çocuk işçiler, babaları, dedeleri... 

Parçalanan aileler, yoksulluktan ölüsü bile köyüne taşınamayan, kimsesizler mezarlığında toprağa karışan madenciler... 

Madenden firar eden işçilerin karakolda zaptedilen eşleri, kızkardeşleri, anneleri...  

Aynı maden ocağında can veren dede, baba, oğul... Dram üstüne dram... 

Bu kadar dramın kıyısından köşesinden sadece bir iki sahnede ucunun gösterilmesi, bırakın madencileri-işçileri; veremden hayatını kaybeden bu iki kelebek ömürlü şaire bile haksızlık olmuş... Filmde bir kez mükellefiyet kelimesini duyduk... O da Rüştü Onur'un yarım kalan tiyatro girişiminde.... 

İki şairin veremleri; o dönem yaşanan genel bir dramın parçası oysa... Sadece şairlikten, aşktan değil veremleri... Aslında onların da katili 'mükellefiyet'... 

Filmin şiir tadında bırakılmasının tek nedeni umulur ki, bir dönemi sorgulamadan kaçmak değildir.... 

Filmin bir diğer eksikliği ise, Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu'nun hayatında yer eden Behçet Necatigil dışında diğer şairlere hiç yer verilmemesi.... 

İki şairin limandaki kahveden seyrettikleri manzara için yaptıkları Sait Faik (Abasıyanık) akşamları benzetmesi hatırlanmayı hak etmez miydi?

Malatya Usulü Tarhana Çorbası

Malatya Usulü Tarhana Çorbası
Bir gece öncesinden tarhanayı çorba yapacağınız tencereye koyun ve 4 bardak iyi su ile ıslatın. Bu işlem tarhanaları yumuşatıyor.
Malzemeler:

Malatya tarhanası
5-6 adet ıspanak yaprağı
Yarım kahve fincanı kara nohut
1 su bardağı yoğurt
Tereyağı ya da sıvı yağ
Nane
Kırmızı biber
Tuz

Hazırlanışı :
Bir gece öncesinden tarhanayı çorbayapacağınız tencereye koyun ve 4 bardak iyisu ile ıslatın. Bu işlem tarhanaları yumuşatıyor.
Aynı şekilde bir gece öncesinden küçük bir tencereye kara nohutların üzerini geçecek kadar su koyun.
Ertesi gün ikisini de sularını değiştirmeden ateşe koyun. Tarhanayı iyice dağılıp yoğunlaşana kadar pişirin. Bu yaklaşık 45 dakika sürer.
Ispanakları ince ince doğrayıp tarhanaya ekleyin. Haşlanmış ve yumuşamış nohutları da kara suyunu süzdürüp tarhanaya ekleyin.
Bir kasede bir bardak yoğurdu bir bardak ılık su ile iyice karıştırın. Topak kalmamasına dikkat edin.
Yoğurdu tarhanaya ekleyin. Ispanaklar yumuşayana kadar biraz daha pişirip altını kapatın.
Yoğurdun kesilmemesi için tuzu, tarhana ve yoğurt birbiriyle özleştikten sonra ekleyin.
Ayrı bir tavada, sıvı yağda nane ve kırmızı biberi kokusu çıkana kadar kızdırıp çorbanın üzerine dökün.

Acaba Dinleniyor muyum?

Acaba Dinleniyor muyum?
TBMM Yasa Dışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu üyesi AK Parti Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun, "Yasa dışı dinlemeler konusunda toplumun her kesiminde, siyasetçisinde, bürokratında, kamu dairesinde bile bir tedirginlik var" dedi.
Ercoşkun, Bolu'da gazetecilere yaptığı açıklamada, komisyonun geçen hafta başkan ve başkan yardımcılarını seçtiğini belirterek, yapılan seçimin ardından görevlerine başladıklarını söyledi. 

Komisyonun ilk olarak devletin resmi kurumlarının dinlemeler konusunda nasıl çalıştığını incelediğini ifade eden Ercoşkun, ''Emniyet ve jandarma teşkilatı olarak bu dinleme süreci, resmi dinleme süreci nasıl çalışıyorlar bunu incelemek istedik. Nereden, nasıl izin alınıyor. Bunun neticesinde bu kurumlar ne tür işlemler yapıyor. İlk önce bunların bilgilerini aldık'' diye konuştu. 

Ercoşkun, bu kurumları, dinlemelerle ilgili çalışmalarının halkın zihnindeki şüpheleri kaldırmak için incelediklerini vurgulayarak, ''Bunları öğrenmek lazım ki toplumun zihninde oluşan dinleme ve aynı zamanda izlenme ile alakalı tedirginliklerin neden kaynaklandığını, hangi faktörlerden kaynaklandığını ve bunların nasıl ortadan kaldırılabileceğini tam olarak anlayalım, algılayalım'' ifadelerini kullandı. 

Bundan sonraki süreçte bu konuyla ilgili özelikle hukuksal anlamda eksikliklerin olup olmadığını, yurt dışındaki örneklerine bakacaklarını dile getiren Ercoşkun, söz konusu ülkelerde bu konunun nasıl işlenip neticelendirildiğine ilişkin karşılaştırılmalı olarak hazırlanan raporları inceleme fırsatlarının olacağını kaydetti. 

Ercoşkun, iletişim firmalarıyla da görüşülebileceğini dile getirerek, buralarda da fiili olarak gidip görme noktasında da bir kanaatlerinin olduğunu ifade etti. 

HUKUKSAL ADIMLAR ATILMALI

Mecliste geçen dönemlerde bu tür çalışmaların yapıldığını hatırlatan Ercoşkun, şöyle konuştu: 

''Zaman zaman bu dinlemelerle ilgili hat safhada olaylar oluyor. Önder Sav ile ilgili olan dinleme olayını biz inceledik. O zaman konu ile ilgili bir komisyon çalışmış ve o olayın nasıl olduğu ile alakalı bir rapor hazırlanmış. Biz de bunu inceledik. Yasa dışı dinlemeler konusunda toplumun her kesiminde, siyasetçisinde, bürokratında kamu dairesinde bile bir tedirginlik var. 'Ben acaba dinleniyor muyum-' veya 'Ben acaba izleniyor muyum-' gibi tedirginlikleri bir kere algılamak lazım. Belki bununla alakalı bir kamuoyu araştırmaları da yaptırılabilir. Netice itibari ile bunlar nereden kaynaklanıyor. Bu faktörlerin çözümü ile alakalı gerekirse hukuksal adımların da atılmasını tavsiye edeceğiz.'' 

"Hem Sevgilim Hem Komşum"

"Hem Sevgilim Hem Komşum"

Seksi oyuncu Nurgül Yeşilçay samimi açıklamalar yaptı. Yeşilçay sevgilisi hakkında dailk kez bu kadar net konuştu.

Aşk Kırmızı" filminde evli bir adamı aşık bir kadını canlandıran Nurgül Yeşilçay Tempo Dergisi'ne verdiği seksi pozlarla beğeni topladı. Filmde giydiği jartiyerle vücudunun güzelliğini gözler önüne seren Yeşilçay, bu konuda bonkör davranmaya devam ediyor. Dergiye çok özel açıklamalar yapan Yeşilçay, yönetmen sevgilisi Tolga Karaçelik hakkında da ilk kez bu kadar konuştu.

İşte o röportaj:

ASLA EVLİ BİR ADAMLA OLMAM

Filmdeki gibi sevdiğiniz adam evli olsa, ne yaparsınız?
- Öyle bir şeyin içine asla girmem!

Ama bu aşk. Nereden geleceği belli olmaz.

- Benim hayatımda o tarz bir şey gerçekten olmaz. Oturur evde tek başıma ağlarım. Arkadaşlarımla dertleşirim. Ama öyle bir ilişkiye girmem. Öteki kadını düşünürüm. Onun üzülecek olmasına üzülürüm. Beni de böyle kimsenin üzmesini istemem.

Siz bu kadar hassasken, bir adamın size bunu yaşattığı oldu mu?

- Hatırlamıyorum. Yalnız, başıma gelmiş olsa da anlamam.

Nasıl yani?

- Vallahi hiç kurcalamam. Erkeğin cep telefonunu incelemem. Facebook'unu araştırmam. Umurumda olmaz. Bu konuda bencilim sanırım. Ben seviyorsam, mutluysam, karşımdaki sevsin ya da sevmesin...

Sevdiğinizi kıskanmaz mısınız?
- Çok kıskanırım. Ancak yanımda bir şeyler yapacak ki, ben de göreceğim. Hislerimle yakalarım. Yakaladıktan sonra da “Sana hayatta başarılar” der, çekip giderim.

KISKANCIM, YOLUVERİRİM


Peki filmdeki gibi kocanızın sizi aldattığı kadınla dost olabilir misiniz?
- Arada erkek olmazsa, iki kadının dostluğu şahane olur. Ama arada erkek varsa, olmaz. “Aşk Kırmızı 2” çekilse o kadınlar birbirlerine girer, saçlarını başlarını yolarlardı. Bir de biz Finlandiya'da yaşamıyoruz.

Orada nasılmış?
- Birbirine güven olayı, yüzde 90 falanmış. Öyle bir yerde yaşayıp büyüsen “Olabilir, kocamı paylaşayım” diyebilirsin. Ama biz Akdenizliyiz. Yoluveririz.

"SIKICI BİR ÇİFTİZ"

Sevgiliniz Tolga Karaçelik yönetmen. Sanatla uğraşan iki insanın aşkı, ne kadar eğlencelidir?


- Çok sıkıcıyız. Sinemaya gidiyoruz. O senaryo yazıyor. Onu okuyorum. O benim yazdıklarımı okuyor. Sinema konuşuyoruz.

Bir daha evlenmeyi düşünüyor musunuz?

- Sanmıyorum. Bu yöntem çok iyi.

Hangi yöntem?

- Tolga, apartmanda alt çaprazımda oturuyor.

Komşunuz yani...

- Evet. İstediğin zaman yalnızsın. Çoğunlukla berabersin. Herkesin kendi hayatı var. Bu sistem olmasa evliliği düşünebilirdim ama bu süper bir yöntem. Hepinize tavsiye ediyorum. Ev almayın, komşu alın!

GÜZELLİK HER KAPIYI AÇIYOR

Tempo'ya iddialı pozlar veren Nurgül Yeşilçay, güzel olmanın kolaylığını yaşadığını söyledi: “Güzel olmak iyi bir şey. Büyük kolaylık. Daha çabuk iletişim kuruyor, daha kolay algılanıyorsun. Lafın daha çok dinleniyor.”

Hülya Avşar'dan Acun'a Samimi Sözler!

Hülya Avşar'dan Acun'a Samimi Sözler!

Yetenek Sizsiniz Türkiye ve O Ses Türkiye yarışmalarında jüri üyesi olarak yer alan Hülya Avşar, Acun Ilıcalı ile olan ilişkisine de değindi.

İşte Hülya Avşar'ın Acun ile ilgili sözleri:

İNSANLAR BANA DESTURLA YAKLAŞMALI

* Yıllarca kendi programlarınızın hakimi oldunuz, başrolde hep siz vardınız. Şimdilerde çoklu projelerin içindesiniz. Nasıl bir fark var? Programlarınızı başkalarıyla paylaşmak nasıl geldi size?

- Bu, başkası dediğimiz kişileri sevmem ve onlarla ilişkilerimin ne durumda olduğuna bağlıydı biraz. Ben yaptığım bütün programları kendi programım gibi görüyorum. Acun (Ilıcalı) çok çalışkan bir çocuk, sabahın köründe işini yapar, montaja gider ama belki reytinglere ben ondan daha önce bakıyorumdur.

Kendi programım gibi hissediyorum, o kadar severek yapıyorum. Talk show ise en sevdiğim şey. Sormak, konuşmak... Sormaya bayılıyorum. Öyle bir şeyde ikinci ya da üçüncü kişiyi asla kabul etmem. Ama bu tür programlarda son derece mutluyum,keyifliyim. 

Nasıl bir ilişkiniz var Acun Ilıcalı’yla?


- Birbirine yük olmayan iki insanız. Birbirimize katkımız var ama yükümüz yok. Onun egosunun olmaması beni çok mutlu ediyor, bu da çok önemli. Ben pas veriyorum, o gol atıyor ya da tem tersi... 

* Genç yeteneklerin art arda gelmesi hiç “Artık devrim kapanıyor mu?” diye düşünmenize neden oluyor mu? Böyle bir telaşa kapılıyor musunuz zaman zaman?

- Kendinizi, haddinizi, yolunuzu bilir hedeflerinizi koyarsanız bu asla olmaz... Herkesin kabul etmesi gereken bir iki isim var Türkiye’de... Desturla yaklaşmaları gereken...

Bunlardan biriyim. Saysak zaten üç kişi çıkar. Ben onlarla yarışmayacağım hiçbir zaman. Onlar da buna cesaret edemeyecekler. Ben hep yukarıya bakıyorum.

SGK'dan Bir Müjde Daha!

SGK'dan Bir Müjde Daha!

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), kanser, kalp damar ve kas iskelet sistemi gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan 9 ilacı daha bedeli ödenecek ilaçlar listesine aldı. İlaçlar bugünden itibaren Kuruma fatura edilebilecek.
 Edinilen bilgiye göre, SGK 9 ilacı daha bedeliödenecek ilaçlar listesi içerisine aldı. Geçtiğimiz günlerde 15 farklı türde olmak üzere, kapsül sayısı ve mg farklılıkları gözetilmesi halinde ise 30 ilacı daha bedeliödenecek ilaçlar listesine alan SGK, şimdi de kanser, kalp damar ve kas iskelet sistemi gibirahatsızlıkların tedavisinde kullanılan 9 ilacıödemesi yapılacak ilaçlar listesine aldı. SGK’nın listeye aldığı ilaçlar arasında kansertedavisinde kullanılan “oxaliplatin hospira”, kalp damar sistemi rahatsızlıklarında kullanılan “irprestan”, kas iskelet sistemi ağrılarındakullanılan “zero-p”, vücut için yaşamsal önemi olan sodyum, klorür iyonları ile glükoz içeren damar içi yoldan kullanılan steril bir çözelti olan “PF 1/4 polideks” ve içerisinde hidroksietil nişasta adlı etken madde bulunan “PF Polihes” adlı ilaçlar bulunuyor. İlaçlar bugünden itibaren Kuruma fatura edilebilecek.

İŞTE TAM LİSTE
SGK’nın bedeli ödenecek ilaçlar listesine aldığı ilaçların tam listesi ise şöyle:

“Irprestan 300 mg 28 ftb, 'Oxalıplatın hospıra 100 mg/20ml ıv ınfuzyon için konsantre çözelti içeren 1 flk, Pf 1/4 polideks ıv infuzyon için çözelti 1000 ml setli, pf 1/4 polıdeks ıv infuzyon için çözelti 1000 ml setsiz, Pf 1/4 polideks ıv infuzyon için çözelti 500 ml setli, Pf 1/4 polideks ıv infuzyon için çözelti 500 ml setsiz, Pf polihes (hes 200/0,5) yüzde 6 ıv ınfuzyon için çözelti 500 ml setli, pf polıhes (hes 200/0,5) yüzde 6 ıv infuzyon için çözelti 500 ml setsiz, zero-p 200 mg sr mıkropellet 15 kap.”

Kadıköy'ü İsyan Ettiren Projeye Onay

Kadıköy'ü İsyan Ettiren Projeye Onay

İstanbul Kadıköydeki Kuşdili çayırına AVM yapılması kararı, Çevre ve ŞehircilikBakanlığı tarafından da onaylandı.
 Tarihi öneme sahip, 3. derece doğal SİT alanı olan Kuşdili çayırına AVM yapılmasına yönelik İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kararı, tepki toplamış ve Kadıköylüler protesto gösterileri yapmıştı. Büyükşehir Belediyesinin yeni bir imar planında, bu alana ’’Sabit pazar, otopark, lokanta, itfaiye binası, pastane, cafe,sinema, çarşı" gibi yapılar inşa edilebileceği kararlaştırılmıştı.

‘’BU BİR FACİA’’
CHP İstanbul milletvekili Kadir Gökmen Öğüt tüm tepkilere rağmen Büyükşehir Belediyesinin imar planının Çevre ve Şehircilik Bakanlığında onaylandığını açıkladı. Öğüt şunları söyledi:

‘’Bu alana bir kilometre uzaklıkta İstanbul’un en kapsamlı AVM’si var. Dünyanın birçok kentindeşehrin göbeğine parklar yapılırken, bizde Kuşdili yok ediliyor. Kuşdili Çayırı yeşil alan olarak kalmalı. Daha önce Danıştaydan dönen bu proje tekrar gündeme alındı. Doğal güzelliklerin vebölge halkının hiçe sayıldığı proje kimlere fayda sağlayacak ? ‘’

Kuşdili çayırına AVM yapılma kararını ‘’Facia’’ olarak niteleyen Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk de, " Kadıköy'ün en işlek ve merkezi yerine bir Alışveriş Merkezi planlanması, akıl ve mantıkla bağdaşacak bir olay değil. Bu bir akıl tutulmasıdır. Bu AVM'nin arkasında kimler var? diye sordu.