Toprak İsteyen Ermeni Başsavcıya Cevap

Toprak İsteyen Ermeni Başsavcıya Cevap

Türkiye'den toprak talep eden Ermenistan Başsavcısı'na Dışişleri Bakanlığı resmi sitesinden yanıt verdi: Toprak talebi kimsenin haddine değil...
Toprak İsteyen Ermeni Başsavcıya CevapDışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Gümrükçü, Ermenistan Başsavcısı Aghvan Hovsepyan’ın Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın yasal olarak belirlenmediği ve kaybedilen Ermeni topraklarının Ermenistan’a iade edilmesi gerektiği yönündeki beyanlarının esefle karşılandığını bildirdi. 

Gümrükçü, Ermenistan Başsavcısı Aghvan Hovsepyan’ın Türkiye-Ermenistan sınırı hakkındaki ifadelerine ilişkin bir soruya verdiği yazılı yanıtta, "Açılış konuşması Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan tarafından Erivan’da yapılan 5-6 Temmuz 2013 tarihli Pan-Ermeni Avukatlar Kongresi’ndeki takdiminde Ermenistan Başsavcısı Aghvan Hovsepyan’ın Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın yasal olarak belirlenmediği ve kaybedilen Ermeni topraklarının Ermenistan’a iade edilmesi gerektiği yönünde beyanda bulunmasını esefle karşılıyoruz" ifadesini kullandı.

Başsavcılık gibi önemli bir resmi makamı işgal eden bir yetkilinin yaptığı bu açıklamanın, komşusu Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerine dair Ermenistan’da hakim sorunlu zihniyeti yansıtmakta olduğunu ve bu ülkenin BM ve AGİT başta olmak üzere üyesi bulunduğu uluslararası örgütlere karşı üstlenmiş olduğu yükümlülüklere de ters düşmekte olduğunu kaydeden Gümrükçü, "Şu çok iyi bilinmelidir ki Türkiye’den toprak talebi kimsenin haddine değildir" ifadesine yer verdi.

ERMENİ BAŞSAVCI NE DEMİŞTİ


Türkiye'de iddia ettiği topraklarını geri istiyorlar. Başsavcı; Türkiye'de kalan kilise ve araziler Ermenistan Kilisesi'ne iade edilmeli. Ermenistan Cumhuriyeti ise kaybedilen toprakları geri almalı. Bu talepler yasal zeminde olmalı."

Ermenistan Başsavcısı Agvan Ovsepyan, Türkiye'den toprak talebinde bulunmuştu. Ovsepyan'ın iddiasına göre, Türkiye Ermeni kilise ve arazilerini ve ayrıca sözde kaybedilmiş toprakları Ermenistan'a iade etmeli.

Sözde Ermeni soykırımının 100. yıl dönümü etkinliklerine hazırlık bağlamında başkent Erivan'da düzenlenen konferansta konuşan Başsavcı, "Türkiye'de kalan kilise ve araziler Ermenistan Kilisesi'ne iade edilmeli. Ermenistan Cumhuriyeti ise kaybedilen toprakları geri almalı. Bu talepler yasal zeminde olmalı." dedi.

Azerbaycan'dan da toprak talebinde bulunan Ovsepyan, "Ermenistan'ın hem Türkiye hem de Azerbaycan'la (Nahçivan bölgesi) arazi sorunu var. Bunun hukuki çözümü için tüm hukuksal kanıtlarla birlikte bir dava dilekçesi hazırlamalı Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslar arası Mahkemelere sunulmalı." ifadesini kullandı.

Ermenistan Başsavcısı, sözde soykırım kurbanlarının torunlarına kesinlikle maddi tazminat verilmesini de talep etmişti.

Çalışana Kötü Haber

Çalışana Kötü Haber

Çalışana Kötü Haber

Çalışanların seçim öncesi beklediği üç önemli konuda müjde yok.
 Çalışma hayatının en tartışmalı konuları olan kıdem tazminatı, taşeronluk ve esnek çalışmabir başka bahara kaldı. Radikal'in haberine göre, bürokratlar şu anda 3 alanda da çalışmaların sürdüğünü belirtirken; yasalarınseçim öncesi çıkması içinse çok umutlu olmadıklarının altını çiziyor. Seçim öncesi ancak işçi ve işverenin uzlaşması durumunda bu 3 düzenlemenin gündeme gelebileceği, bunun da şu anda imkansız olduğu belirtiliyor. Kıdem tazminatında fon düzenlemesi vetaşeronluğun tüm alanlarda uygulanabilmesi çalışan kesimlerin tepkisini çekiyor. 

Sihirli kelime ‘uzlaşı’

Çalışma hayatının uzun süredir tartışmalı konuları olan kıdem tazminatı, esnek çalışma ve alt işverenlik konusunda bir süredir çalışmalarınhızı yavaşlatılmış durumda. Alt işverenlik konusunda haziran ayı içinde taraflara bir sunum yapılırken; kıdem tazminatı ise bir süredir gündeme getirilmiyor. Geçen günlerde Meclis’ten geçenve Kalkınma Bakanlığı’nın hazırladığı 10. kalkınma planında ise, söz konusu düzenlemeler için “uzlaşı” aranacağı vurgusu yapıldı. Planda, esnek çalışma, kıdem tazminatı, alt işverenlik, sosyal diyalog, aktif ve pasif işgücü programları gibi alanlarda sosyal taraflarla birlikte uzlaşıyla ilerlemekaydedilmesi gerekmektedir” denildi. Diyalog çerçevesinde bireysel hesaba dayanan bir kıdem tazminatı sisteminin kurulacağı belirtilen planda, “Alt işverenlik uygulaması işçi haklarını dikkate alacak şekilde gözden geçirilecektir. AB normları çerçevesinde özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi uygulamaları yaygınlaştırılacaktır” denildi. 

Sendikalar yasası çıkarıldı

Yeni yasama yılına bırakılan düzenlemelerle ilgili olarak işçi ve işverenin birçok görüş ayrılığı bulunduğunu belirten bürokratlar “Bir uzlaşı olması durumunda gelişme olabilir ama uzun yıllardır tartışılan ve uzlaşılamayan konulardan bahsediyoruz” ifadelerinde bulunuyor. Sendikalar ve toplusözleşme yasası gibi kritik bazı yasaların çıkarıldığını belirten bürokratlar, “En azından odüzenlemeleri yapabildik” dedi.

Tarafların kırmızı çizgileri var

Kıdem tazminatı için getirilmek istenen sistem, Türk-İş’in kırmızı çizgisi niteliğinde. Türk-İş, işçilerinkazanılmış haklarından geriye dönüş niteliğinde herhangi bir düzenlemede genel greve gideceğini açıklamıştı. Alt işverenlikle ilgili düzenlemede de taşeronluğun tüm alanlaragenişletilmek istenmesi işçinin tepkisini çekiyor.

Yargıtay: Helin Değil, Kürdistan

Yargıtay: Helin Değil, Kürdistan

Yerel mahkemenin Kürdistan'ı Helin yapan kararını bozan Yargıtay, 'Kürdistan' ismineonay verdi.Yargıtay: Helin Değil, Kürdistan
Şanlıurfa’nın Hilvan İlçesi’nde yaşayan Yunusve Elif Toprak çiftinin 1,5 yaşındaki kızçocuklarına verdikleri ’Kürdistan’ ismi, Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından çocuğuve toplumu rencide edeceği gerekçesiyle ’Helin’ olarak değiştirildi. 

Toprak çiftinin temyiz ettiği dava sonunda Yargıtay 18’inci Hukuk Dairesi, isim vermehakkının anne ve babaya ait olduğu belirterekyerel mahkemenin kararını bozdu ve’Kürdistan’ adının kullanılabileceğinekarar verdi. 

Hilvan’ın Bahçecik Köyü’nde çiftçilik yapan 29yaşındaki Yunus Toprak, 3 yıl önce akrabasıolan 24 yaşındaki Elif Toprak ile evlendi veçiftin 2011 yılı Ağustos ayında bir kız çocukları dünyaya geldi. Toprak çifti, doğumdan kısa süre sonra gittikleri Hilvan Nüfus Müdürlüğü’nde çocuklarına ’Kürdistan’ ismini verdiklerini bildirdi veismin yazılı olduğu nüfus cüzdanını çıkarttı.

DAVA AÇILDI, İSİM ’HELİN’ OLDU

Çocuklarının ’Kürdistan Toprak’ yazılı nüfus cüzdanı ile evine dönen çifti, aynı gün Nüfus Müdürlüğü yetkilileri arayarak, yanlışlık olduğu gerekçesiyle geri çağırdı. Nüfus Müdürlüğügörevlileri, Kürdistan isminin yanlışlıkla yazıldığını ve ismin yasak olduğunu ileri sürerekdeğiştirilmesini istedi. Baba Yusuf Toprak, bunu kabul etmedi ve kızına verdiği ismideğiştirmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Nüfus Müdürlüğü, anne ve baba hakkında adliyeye suç duyurusunda bulundu. Şikayeti inceleyen Hilvan Cumhuriyet Savcılığı da ismin iptali istemiyle Hilvan Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açtı. Şubat ayında görülen davanın duruşmasında mahkeme heyeti; anne ve babanın çocuğa yasalara uygun şekilde isim vermesi, verilen isminileride çocuğu ve toplumu rencide etmemesi gerektiği belirtildi. Mahkeme, ailenin ısrarcı olmasına rağmen duruşma sonunda; ’Davalının çocuğuna Kürdistan ismini vermesinin küçük çocuğu ileridetoplum önünde rencide edeceği gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşayan Türk vatandaşlarında Kürdistan Toprak isminin manası dikkate alındığında rencide olacakları dikkate alındığındadavalı Yunus Toprak’ın kızı Kürdistan isminin yörede sıkça kullanılan Helin olarak değiştirilmesine’ şeklinde karar verdi.

YARGITAY ’KÜRDİSTAN’ İSMİNE ONAY VERDİ

Kızına verdiği ismin Helin olarak değiştirilmesini istemeyen baba Yunus Toprak, avukat BekirBenek aracılığıyla yerel mahkemenin kararını temyiz ederek Yargıtay’a gönderdi. Dosyayıinceleyen Yargıtay 18’inci Hukuk Dairesi; Türk Medeni Kanunu ile çocuğa isim verme hakkınınanne babaya ait olduğu ifade edilirken, ismin yabancı kökenli olmasının da değiştirilmesinigerektirmediğine işaret etti.

Yargıtay 18’inci Hukuk Dairesi’nin yerel mahkemenin kararını bozduğu ve oy birliği ile aldığıkararda şu ifadelere yer verildi:

"Her kişinin bir adı olması zorunlu kılınmıştır. Bu zorunluluk kişinin yaşamıyla özdeşleşen vekişiliğinin ayrılmaz bir öğesini oluşturan adını özgürce seçmesi ve onurla taşıması için kendisine tanınmış bir temel kişilik hakkıdır. Bu hak Anayasa’da güvence altına alınmış, temel hak veözgürlüklerden olup, her Türk yurttaşı eşit olarak yararlanır. İlgili yasalarda çocuğun adını koyma hakkı anne ve babaya aittir. Ayrıca adın yabancı kökenli olması da onun değiştirilmesinigerektirmez. Gerçek kişilerin ön adlarının düzenlendiği yasal mevzuat kapsamında söz konusuismin tescilini ve kullanılmasını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca bu hakkınkullanılmasını ortadan kaldıracak şekilde mahkemece mevcut ismin silinerek yerine re’sen Helin isminin verilmesi hukuken mümkün değildir. Hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerleyerinde olduğundan kararın bozulmasına oy birliği karar verilmiştir."

AİLE MUTLU OLDU

Kızlarına koydukları ’Kürdistan’ ismi kullanabilecek olmanın sevincini yaşayan baba YunusToprak, yerel mahkemenin aldığını ileri sürdüğü siyasi kararın Yargıtay’da bozularak adaletin tecelli olduğunu söyledi. Kızlarına eşiyle birlikte Kürdistan ismini vermeyi kararlaştırdıklarınıanlatan Toprak, "Mahkeme kızıma Helin isminin koyulmasını kararlaştırdı ama biz bunu kabul etmeyince davayı Yargıtay’a taşıdık. Yargıtay bu davayla ilgili olarak tarihi bir karar verdi ve bizbuna çok sevindik. Kızımıza yaşadığım coğrafyanın ismini verdik. Bu ismi koyduğum için açılan dava nedeniyle içim acıdı ama Yargıtay çok sevindirici bir karar verdi" diye konuştu.

Kürdistan’ın annesi Elif Toprak ise Yargıtay’ın vermiş olduğu karar ile kızlarının isminin kimliğindekalacak olmasının mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.

AVUKAT BENEK: TARİHİ KARAR

Ailenin avukatı Bekir Benek ise Yargıtay’ın kararını tarihi olarak yorumladı. Yargıtay’ın aldığıkarar ile isteyen herkesin çocuğuna istediği ismi verebileceğini ifade eden Benek şöyle konuştu:

"Müvekkillerim kendi istekleriyle dünyaya gelen kız çocuklarına Kürdistan ismini koymak için Hilvan Nüfus Müdürlüğü’ne müracaata bulunuyor. Kürdistan ismiyle çıkan kimliği sonradan fark eden yetkililer, aileyi yanlarına çağırıyor ve ismin değişmesini istiyor. Aile kabul etmeyince dava açıldı. Ardından Kürdistan ismi; çocuğu ve toplumu rencide edebileceği gerekçesiyle Helin olarakdeğiştiriliyor. Böyle bir kararın hukuki ve yasal dayanağı yoktur. Buna ilişkin temyize gittik. Yargıtay 18’inci Hukuk Dairesi yaptığı inceleme sonunda tarihi bir karar verdi. Çözüm sürecinindevam ettiği bu günlerde böyle bir kararın çıkması bizleri de mutlu etti. Kürdistan ismininkullanılması ve nüfusta tescilinin yapılmasında herhangi bir sakıncası yoktur. Bundan böyleTürkiye’de yaşayan herkes çocuğuna Kürdistan ismini verebilecektir. Bununla ilgili yasal bir engelleme olmadığı Yargıtay kararında açıkça vurgulanmıştır."

Gezi İftarında Bira İçildi

Gezi İftarında Bira İçildi

Camide yaşanan skandalın ardından iftarda bira içildi. Pantolonlardaki otpor simgesi isedikkat çekti.
Gezi İftarında Bira İçildiAntikapitalist Müslümanların öncüsü İhsan Eliaçık'ın organize ettiği 'yeryüzü iftarları'nda bira skandalı yaşandı.

Bira içen eylemcinin yanında dikilen kişininpantolonundaki OTBOR arması da skandalın bir diğer boyutunu gözler önüne serdi.

Ramazan'ın ilk akşamı İstiklal caddeesinde iftaryaparak orucu dahi eylemin parçası haline getiren Gezi eylemcilerinin sözde iftar sırasında içki içmeleri büyük tepkiye neden oldu.

PANTOLONDA OTPOR ARMASI

Bira içen gencin yanında dikilen bir başka kişinin pantolonundaki OTPOR simgesi de dikkat çeken bir diğer nokta oldu.



OTPOR NEDİR?


'Otpor' Sırpça'da direniş anlamına geliyor. Kendilerine direniş anlamında 'Otpor' ismini veren Sırp Gençlik Örgütü ilk olarak Sırbistan'ta Miloseviç'in devrilmesinde aktif olarak rol oynadı. Slobodan Miloseviç rejimi sırasında bir grup öğrenci tarafından kurulan bu örgüt daha sonra hükümetleri devirmek amacıyla birçok ülkede eylemler düzenlemeye başladı. Örgütlenmek için sosyal medyayı etkin olarak kullanan örgüt, basit ama etkili bir yöntem olan kara mizaha başvuruyor. Telefon, sloganlar, sokak mizahı da kullandıkları yöntemlerden birkaçı. İlham aldıkları kişiler Gandhi, Martin Luther King ve bir Amerikalı akademisyen, şiddet karşıtı direnişin gurusu Gene Sharp.

Taksim Gezi Parkı eylemlerinin Sırp Otpor örgütü ile ilişkilendirilmesinin en önemli nedenlerinden biri, Türkiye genelinde son bir hafta içerisinde sıkça gördüğümüz tencere-tava çalma, yerlere yazı yazma, sosyal medyada yalan haberlerin yayılması, sosyal medya örgütlenmesi hatta duran adam eylemleri gibi pek çok eylemin, Otpor Örgütü'nün ilham aldığı Gene Sharp'ın 198 Pasif Eylem Metodu'nda aynen yer alması.

Otpor'un adı Gürcistan, Ukrayna, Mısır'daki halk hareketlerinde adı geçtiği gibi örgütün, "Occupy Wall Street" eylemlerinde de başı çektiğini söylemek mümkün. Hatta Gezi eylemlerinde kullanılan semboller OTPOR tarafından çeşitli olaylarda kullanılmış sembollere benzemesiyle dikkat çekiyor.

Bekaretini Satışa Çıkaran Kız Kandırıldı


Bekaretini Satışa Çıkaran Kız Kandırıldı

Bekaretini açık artırma yoluyla Japon bir işadamına 800 bin dolara satan Avustralyalı Catarina Migliorini, "Bana elini bile sürmedi, kandırıldım" dedi.


Avustralyalı film yapımcısı Justin Sisely tarafından ‘Bakire Aranıyor’ isimli
Bekaretini Satışa Çıkaran Kız Kandırıldıbelgeseli çekilen 21 yaşındaki Catarina Migliorini, Huffington Post’a konuştu.  Migliorini “Yönetmen para kazanmak için beni kullandı. Parada anlaştığım 53 yaşındaki Japon milyoner bana elini bile sürmedi, hala bakireyim” diyerek dert yandı.

Migliorini’nin iddiasına göre, internet üzerinden yapılan açık artırmada 800 bin dolarlık en yüksek teklifi veren Natsu takma adlı Japon işadamı kendisine Sydney’deki bir restoranda buluşma teklifinde bulundu. Büyük gün için hazırlanan Migliorini buluşma yerine gittiğinde Japon işadamının yönetmenin ona anlattığı kişi olmadığını fark etti. Bu da yetmezmiş gibi Natsu yemek boyunca genç kızla dalga geçti, sonra da masadan kalkıp gitti. “Kendimi aptal gibi hissettim. Üstelik hala bakireyim” diyen Migliorini, belgeselden elde edilecek gelirin yüzde 20’sini tazminat olarak olarak istiyor.

“Natsu adlı Japon işadamının aslında hiç var olmadığına inandığını anlatan Migliorini, “Genç kızlık hayallerimle oynadılar, bedeli adalet karşısında ödeyecekler” açıklamasında bulundu.

Catarina Migliorini, bekaretinin satışından elde edilecek gelirin bir bölümüyle ülkesinde fakirlere yardım edeceğini, diğer kısmıyla da Arjantin’de tıp okuyacağını söylemişti. Bekaretini açık artırmaya çıkaran genç kız Playboy’un ocak sayısı için kamera karşısına geçmişti.

Makasla Bebeğini 90 Kez Kesti!

Makasla Bebeğini 90 Kez Kesti!

 

Makasla Bebeğini 90 Kez Kestiı!Çin'de 8 aylık bebeğinin emzirirken göğsünü ısırmasına kızan anne, oğlunun minik bedenini makasla 90 yerinden kesti.
Çinli vicdansız anne emzirirken göğsünü ısıran bebeğini makasla 90 kez kesti. Sekiz aylık Xiao Bao’yu kan gölü içinde bulan amcası talihsiz bebeği hastaneye kaldırıldı.

Yüzüne 100 dikiş atılan bebeğin tedavisi sürerken, anne tutuklandı. Olay ülkenin doğusundaki Jiangsu eyaletinin Xuzhou kentinde meydana geldi. Polise oğlunun emzirirken göğsünü ısırmasına sinirlendiğini ve kendini kaybettiğini söyleyen anne, akli dengesinin yerinde olup olmadığını belirlenmesi için psikiyatri kliniğine gönderildi. Burada yapılan değerlendirmelerde annenin ruh sağlığının yerinde olduğunun rapor edilmesi şaşkınlık yarattı.

 

Rektör Kılıç, 'Bahar Şenlikleri'ne 1 gün kala konserini iptal eden pop müzik sanatçısı Emre Aydın'a sitem ederken; "Konsere gelmiyor denilince, ilk aklıma gelen ölmüş olabileceği oldu" dedi.


"Yoksa O, Öldü mü?"


Rektör Kılıç, 'Bahar Şenlikleri'ne 1 gün kala konserini iptal eden pop müzik sanatçısı Emre Aydın'a sitem ederken; "Konsere gelmiyor denilince, ilk aklıma gelen ölmüş olabileceği oldu" dedi.
"Yoksa O, Öldü mü?"Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç, Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle, 'Bahar Şenlikleri'ne 1 gün kala konserini iptal eden pop müzik sanatçısı Emre Aydın'a sitem ederken, "Konsere gelmiyor' denilince ilk aklıma gelen ölmüş olabileceği oldu" dedi.

Nevşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Filiz Kılıç, geride kalan öğretim yılını değerlendirmek için düzenlediği basın toplantısında, yıl sonu Bahar Şenlikleri'nde konser vermek için anlaşma yapan Emre Aydın'ın iptal kararını menajerinin, konserden 1 gün önce öğleden sonra üniversiteye çektiği faksla öğrendiğinde şok olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Filiz Kılıç, "Daire başkanımız toplantı yaptığımız odaya 'Acil' kodu ile girerek 'Emre Aydın, konsere gelemiyor' deyince ilk aklıma gelen ölmüş olabileceği oldu" dedi.

Gezi Parkı eylemleri için bir grup sanatçının konser vermeme kararı aldığını belirten Rektör Prof. Dr. Kılıç, "Bir grup sanatçı kendi arasında konser vermeme kararı almış. Ortak karar alınmış. Doğrusu üzücü bir şey, bir taraftan bir şeyi desteklerken diğer taraftan binlerce öğrenci mağdur edildi" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Nevşehir Üniversitesi ve Tunceli Üniversitesi'nin isminin değişmesi konusundaki teklifi hatırlatılan Rektör Prof. Dr. Kılıç, "Sayın Başbakanımızın bu konuda bir önerisi vardı. Ancak arkası gelmedi. Bu konuda bize bir şey sorulmadı, görüş de alınmadı. Hükümet isterse zaten bunu yapabilirdi. Bu konuda yorum yapmak istemiyorum" dedi.

Rektör Prof. Dr. Kılıç, Nevşehir Üniversitesi'nin kurulduğu 2007 yılından bu yana çok önemli gelişmeler kaydettiğini belirterek; ODTÜ'nün 2000 yılından sonra kurulan üniversiteler arasında yaptığı akademik çalışmada 51 üniversite arasında 4'üncü olduklarını vurguladı.

Rektör Prof.Dr. Kılıç, bu yıl öğrenci sayısının 13 bin olarak hedeflendiğini anlatırken, "Öğrenci ve öğretim üyesi sayımız her geçen yıl katlanarak artıyor. Kuruluş yılından bu yana öğrenci sayımızdaki artış yüzde 333 olarak gerçekleşmiştir" diye konuştu.

Hilmi Cem'den Fatmagül'e İlan-ı Aşk

Hilmi Cem'den Fatmagül'e İlan-ı Aşk

 

Genç kızların yeni gözdesi Survivor şampiyonu Hilmi Cem İntepe, bakın ne tarz kızlardan hoşlanıyor?
Hilmi Cem İntepe “Nasıl bir sevgili istersin?” sorusuna şu
Hilmi Cem'den Fatmagül'e İlan-ı Aşkyanıtı verdi: “Adriana Lima’ya hayranım. Onun gibi bir sevgilimin olmasını arzu ederim.”

Hilmi Cem İntepe, Brezilyalı manken Adriana Lima’ya ikizi gibi benzeyen Fatmagül Fakı ile Panama İnci Adası’ndaki Survivor’da aynı takımda yarıştı.

Hilmi Cem’in bu sözleri; sosyal medyada ‘Fatmgül’e ilan-ı aşk’ olarak yorumlandı.
 

 

Sarhoş Rihanna Ayakta Duramadı!

Sarhoş Rihanna Ayakta Duramadı! 

 Sarhoş Rihanna Ayakta Duramadı! (Video)

Kings of Leon konserini
izleyen ünlü şarkıcı Rihanna, konser çıkışı görüntülendiğinde sarhoşluktan ayakta duramıyordu.

25 yaşındaki ünlü şarkıcı, ayakta durmakta zorlanırken, konseri izlemeye gelen seyirciler bu anı görüntüledi. Konserde Rihanna’yı sarhoş şekilde görüntüleyen seyircilerden bir tanesi Twitter’a, “Sonu Whitney Houston gibi olacak” yazdı.

İşte En Çok Oruç Tutan Şehir!

 İşte En Çok Oruç Tutan Şehir!

İşte En Çok Oruç Tutan Şehir!


Bu yıl Ramazan ayında oruç tutan çalışan oranı yüzde 40'dan yüzde 32'ye düştü.

Wall Street Journal Türkiye'nin işyerlerine yemek hizmeti veren (catering) şirketlerinden edindiği bilgilere göre en fazla oruç tutulan bölge yüzde 37 ile Marmara bölgesi oldu.

Ege bölgesinin oranı ise yüzde 20'de kaldı. İstanbul yüzde 40 ile en fazla oruç tutulan şehir oldu.

İzmir'in payı ise yüzde 15'e yakın. İç Anadolu'da oruç tutan çalışan oranı yüzde 35. Karadeniz'de yüz çalışanın 30'u oruç tuttu. Akdeniz, Güney Doğu Anadolu ve Doğu Anadolu'daki oran da yüzde 30'larda kaldı.

GÖÇ ALAN ŞEHİRLERDE ORUÇ TUTMA ORANINDA ARTIŞ

Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Bozdağ değişimin bu yıl geçen yıla oranla uzayan iftar saatlerine ve havanın daha sıcak olmasına bağlı olabileceğini ifade etti.

Bu yıl düşüşü kendilerinin de hissettiğini dile getiren Bozdağ, "Daha fazla göç alan şehirlerde oruç tutanların oranı artış gösteriyor" diye konuştu. Bu yıl Ramazan ayında orucun süresi 17 saati buluyor. Bu süre geçen yıl 16.5 saatti. 2009 yılında İstanbul ilk gün 15 saat 28 dakika oruç tutmuştu.

"MUHAFAZAKAR PATRON ORUÇ TUT BASKISI YAPMAZ"

Muhafazakar işyerlerinde Ramazan ayında öğlen yemeğini tamamen kesmek gibi bir eğilim olup olmadığını araştıran Wall Street Journal Türkiye'ye göre böyle bir eğilim yok. Patronlar, ne kadar muhafazakar olursa olsun oruç tutmayana öğlen yemek hizmeti vermeye devam ediyor.

Ancak, çok az kişinin çalıştığı işyerlerinde çalışanların büyük çoğunluğu oruç tutuyorsa, tutmayanlar dışarıda yemek yemeye yönlendirilebiliyor. Bu durum da çok yaygın değil.

Bozdağ'ın verdiği bilgilere göre Türkiye'de bir çalışanın öğlen yemeği için patron tarafından harcanan bedel günlük 5 TL. Bu bir aylık süreçte çalışan başına aylık 110 TL anlamına geliyor.

Ancak, patronlar, çalışanın yemediği bu yemeğin ücretini çoğunlukla yine çalışana harcıyor. Değeri 110 TL'lik kumanya hazırlatıp çalışanlarına dağıtan patronların oranı büyük bir hızla artıyor.

ARTIK BEŞ YILDIZLI OTELLERE TALEP OLMUYOR

Bozdağ, Ramazan çadırlarında verilen iftarlar ve bu kumanyalar ile hareketlenen yemek hizmet ve ikram sektörünün bu dönemde 2 milyar dolarlık bir iş hacmi oluştuğunu söylüyor. Bunun 900 milyon dolarlık kısmı kumanyalardan, kalan bölüm ise ramazan çadırlarından geliyor.

Ramazan çadırlarında verilen iftarların, ortalama kişi başı 14-15 TL'lik mönülerden oluştuğunu ifade eden Bozdağ, "Artık beş yıldızlı otellere çok talep yok. Daha çok çadırlarda, bizler tarafından hazırlanan ambalajlı yemekler ikram ediliyor.

En çok verilen yemek ise tas kebabı ve kuzu tandır. Bu iftarı belediyeler de verse, aslında işadamları sponsor oluyor. Her yıl bu iftarlarda 2 milyon kişi yemek yiyor." İftar menülerindeki menüde tas kebabı ve kuzu tandır önde gelirken kumanyalarda yer alan başlıca ürünler ise pirinç, un, yağ, şeker, helva, reçel oluyor. Bu arada, isteyen, gerçekten ihtiyacı olan ürünü alsın diye marketlerin hediye çeklerine olan ilgide de büyük artış var."

 

Acun Ilıcalı'nın Pabucu Dama Atılacak!

Acun Ilıcalı'nın Pabucu Dama Atılacak! 

 

İngiltere ve ABD olmak üzere 20'ye
yakın ülkede yayınlanan yeni jenerasyon şarkı yarışması "X Factor" Kanal D'de başlıyor.
One Direction ve James Arthur gibi
yıldızları dünya müzik piyasasına kazandıran, yıldız yaratan şarkı yarışması “X Factor”e 16 yaşından 99 yaşına kadar, kadın erkek herkes katılabilecek. “X Factor”ün birincisi ise tam 2 Milyon TL’lik büyük ödülün sahibi olacak.

STAR IŞIĞI OLAN 12 YARIŞMACI SEÇİLECEK

"X Factor"ün konusunda uzman 4 kişilik jürisi, Türkiye'nin dört bir yanından gelecek olan yarışmacı adaylarını binlerce kişinin önünde dinleyecek ve star ışığı olan 12 yarışmacıyı seçecek. Yarışmacılar X Factor'e ister tek başlarına isterlerse de gruplarıyla katılarak performanslarını sergileyebilecek.

JÜRİLER MENTÖRLÜK GÖREVİ DE YAPACAK

"X Factor"ün jüri üyeleri, yarışmada sadece jüri üyeliği değil aynı zamanda mentörlük görevini de üstlenecek. Yani her bir jüri üyesi yarışmacıların performansından kıyafetlerine kadar sorumlu olacak. Finallerde 12 yetenekli yarışmacı; şarkılarını stüdyoda orkestra eşliğinde söyleyecek ve her şarkıdan sonra jüri değerlendirmesini yapacak. Kimin programa veda edeceği ise SMS'ler sonucunda belirlenecek. Her bölümde en az SMS alan yarışmacı programa veda edecek.

 

ABD'den Mısır'a 4 Büyük Darbe Hediyesi


 ABD'den Mısır'a 4 Büyük Darbe Hediyesi


ABD'den Mısır'a 4 Büyük Darbe Hediyesi

Mısır'da Cumhurbaşkanı Mursi askeri darbeyle yönetimden uzaklaştırılmasına rağmen ABD bu ülkeye askeri yardıma devam ediyor. Washington daha önce planlandığı şekilde 4 adet F-16 savaş uçağının birkaç hafta içerisinde Mısır'a gönderileceğini açıkladı.

ABD'li üst düzey bir savunma yetkilisi, önümüzdeki birkaç hafta içerisinde 4 adet F-16 savaş uçağını Mısır'a göndermeyi planladıklarını açıkladı.

Açıklamada, 2010'da onaylanan 1.3 milyar dolarlık yardım paketindeki 4 savaş uçağının Mısır ordusuna gönderileceği vurgulandı. ABD Başkanı Barack Obama, Mısır'da geçtiğimiz hafta asker tarafından devrilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin darbeyle görevden uzaklaştırıldığı yönünde bir açıklama yapmaktan kaçınmıştı.

Obama'nın "darbe" kelimesini kullanması durumunda, Washington'un Mısır'a yaptığı yıllık 1.5 milyar dolar askeri yardımı kesmesi gerekiyordu. Siyasi uzmanlar, ABD'nin Mısır'ı "stratejik ortak" olarak gördüğünü ve bu ülkeye askeri yardımı kesmeyi göze alamadığını iddia etmişti.

Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalarda da ABD'nin silahlı güçler dahil Mısır'a yapılan yardımı kesmesinin, ulusal güvenlik çıkarlarına uygun olmayacağı ifade edilmişti.

MURSİ'YE DESTEK SÜRÜYOR
Mısır'da Mursi taraftarlarının gösterileri de devam ediyor. Adeviye meydanında toplanan Mursi taraftarlarından bir kısmı pankart ve sloganlarla Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na yürümek istedi. Güvenlik güçlerinin ikna etmesiyle 5 bin kişilik grup, buraya yürümekten vazgeçti.

SİNA'DA ASKER ÖLDÜRÜLDÜ
Sina Yarımadası'nda ise silahlı kişilerce düzenlenen saldırıda bir asker öldürüldü. Mısırlı yetkililer, Mısır-İsrail sınır bölgesinde kimliği belirlenemeyen kişilerin açtığı ateş sonucu bir askerin öldüğünü açıkladı.

Olayın sorumluluğunu üstlenen olmazken, saldırıyla ilgili henüz resmi açıklama yapılmadı.

 

Bakanlık Ali İsmail Korkmaz İçin İlk Açıklama


 


Bakanlık Ali İsmail Korkmaz İçin İlk Açıklama

 

Bakanlık Ali İsmail Korkmaz İçin İlk Açıklama

Açıklamada, "Ali İsmail Korkmaz'ın tedavi sürecinin hiçbir aşamasında hastanede bakılmaması, hastaneye kabul edilmemesi gibi bir durum oluşmamıştır. Ailenin şikayeti çerçevesinde, Eskişehir Valiliği'nin yürüttüğü adlî ve idarî soruşturma

devam etmektedir.

Sağlık Bakanımızın talimatıyla yukarıda paylaştığımız tedavi sürecinin bütün detaylarının incelenmesi amacıyla Bakanlığımız tarafından da ayrıca soruşturma başlatılmıştır" denildi.

Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklama şöyle; "Ali İsmail Korkmaz’ın tedavi süreçlerine ilişkin Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’müzce yapılan ön inceleme neticesinde şu bilgilere ulaşılmıştır: 3 Haziran 2013 tarihinde Anadolu Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran Korkmaz, tomografi cihazı bulunan Yunus Emre Devlet Hastanesine ambulansla sevk edilmiştir. Hastanede Korkmaz’ın durumuna bağlı olarak gereken tüm muayene, tahlil ve tetkikler yapılmış, hastane acil servisinde 3.5 saat müşahade altında tutulmuştur.

Yapılan tetkiklerde sorun görülmemesi üzerine hasta taburcu edilmiştir. Ali İhsan Korkmaz, aynı gün akşam saat 20:00 sularında Eskişehir Devlet Hastanesi’ne konuşma zorluğu, baş ağrısı ve uykuya meyil şikayeti ile başvurmuş, hasta çekilen kafa tomografisi sonucu subaraknoid kanama tanısı ile Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilmiştir.

Hastanın bundan sonraki tedavi süreci de Osman Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam ettirilmiştir. Dolayısıyla medya ve sosyal medyada iddia edildiği gibi, Ali İsmail Korkmaz'ın tedavi sürecinin hiçbir aşamasında hastanede bakılmaması, hastaneye kabul edilmemesi gibi bir durum oluşmamıştır.

Ailenin şikayeti çerçevesinde, Eskişehir Valiliği'nin yürüttüğü adlî ve idarî soruşturma devam etmektedir. Sağlık Bakanımızın talimatıyla yukarıda paylaştığımız tedavi sürecinin bütün detaylarının incelenmesi amacıyla Bakanlığımız tarafından da ayrıca soruşturma başlatılmıştır."

 

"OL YADA OL"

Actedcity oyunculuk okulunun öğrencileri tarafından 17-21haziran tarihlerinde beşiktaş-kadıköy şehirhatlari vapurunda oynanan ol yada ol isimli proje farklı durusu ile dikkat çekti.Ekip dün akşam da star tv'de 3+1 programına çıktı. İşte bu müthiş ekip; EĞITMENLER oyuncu eğitmeni:Betül ALGANATAY ses ve nefes eğitmeni:Azize KAVAKLIDERE OYUNCULAR Berk TUNALI Orhan ÖZDEMIR Baki ÇIFTÇI Cemrehan KARAKAŞ Ege ATEŞLER Ece YÜKSEL Kaan ÖKTEM Deniz YETIŞ www.actedcity.com

"OL YADA OL"

Hakkında herşey actedcity.com'da

GEÇMIŞ OLSUN...

Dün akşam oynanan Benfica-Fenerbahçe maçında ağır bir sakatlık geçiren futbolcu Gökhan Gönül bugün taburcu oldu. '' dakikhabertv.blogspot.com'' ekibi olarak milli futbolcumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletmeyi bir borç biliriz ...

‘Ayağa kalkan emekçiler Milli Meclis’in öncüleri’

‘Ayağa kalkan emekçiler Milli Meclis’in öncüleri’


TGB, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla önceki gün Antalya’da ‘Mili Meclis Yürüyüşü’ düzenledi. Büyükşehir Belediyesi’nden Cumhuriyet Meydanı’na marşlarla yürüyen TGB’liler, “Atatürk’te birleştik tam bağımsız Türkiye”, “Milli Merkez Milli Hükümet” ve “Örgütlü halkı hiçbir kuvvet yenemez” sloganları attı. Yurttaşlar, evlerinin balkonlarından, işyerlerinden sloganlara alkışlarla eşlik ettiler. Meydanda açıklama yapan TGB İl Başkanı Alparslan Güneş, Milli Merkez Kurultayı’na değindi: “Ankara’da binlerce vatansever bir araya gelerek Atatürk’ün Meclisini kurma iradesini ortaya koymuştur. Ayağa kalkan emekçiler ve köylüler Milli Meclisin öncüleridir. Halk egemenliğini tekrar eline alıyor.”

MİLLİ MERKEZ UMUT OLDU

MİLLİ MERKEZ UMUT OLDU

‘Halk hareketi Milli Merkez’de birleşti’
15 bin delegenin katılımıyla kurulan Milli Merkez, her kesimi heyecanlandırdı. Siyasetçi, aydın ve sanatçılar “Türkiye’nin umudu” olan Milli Merkez’in halk hareketini de birleştireceğini vurguladılar
Türkiye’nin dört bir yanından gelen 15 bine yakın delegenin katılımıyla 23 Nisan günü düzenlenen kurultayla kuruluşu ilan edilen Milli Merkez, bütün Türkiye’yi heyecanlandırdı. Siyasetçi, aydın ve sanatçılar Milli Merkez’in AKP’yi dizginleyecek olan halk hareketini birleştireceğini ifade ettiler. “Türkiye’nin umudu” olarak niteledikleri Milli Merkez Kurultayı’nın halkın mücadeledeki kararlılığını gösterdiğini, muhalefete de “oturmayın” çağrısı yaptığını belirttiler.

Siyasetçi, aydın ve sanatçılar Milli Merkez Kurultayı’nı şöyle değerlendirdiler:

CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç:

Türkiye’nin rejiminin değiştiği, bölünmeye çok yaklaştığı bir dönemde laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü koruyan güçlerin bölünmeye neden olan siyasi iktidar karşısında birleşerek mücadele azimlerini açıklamaları çok önemli bir sonuçtur. Dilerim ki bu birliktelik seçimlerde de sonuç verecek ve AKP’yi en kısa zamanda iktidardan uzaklaştıracaktır. İktidar tarafından rejim değiştirildi, laik cumhuriyet ortadan kaldırıldı, İslam devleti projesi ortaya koyuldu, bölünmek için bir çok tavizler verildi. Bunları aşacak sadece halk kalmıştır. Halk da Milli Merkez ile iradesini birleştirdiğini göstermiştir. Mücadeleye karar vermiştir.

ODTÜ’de bilim adamı ve öğrencilere saldırı

ODTÜ’de bilim adamı ve öğrencilere saldırı

Sol maskeli çeteler ODTÜ’de bilime ve öğrencilere saldırdı
Başını PKK’lıların çektiği gruplar, ODTÜ’de Bilim ve Ütopya Kooperatifi, ODTÜ Öğretim Elemanları ve Elektrik Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen “Serhat Özyar Yılın Genç Bilim İnsanı Ödülü” törenlerine saldırdı. Taş, sopa ve soda şişeleriyle bilim adamları ve öğrencileri hedef alan başı bozuk gruplar salonu basmak istedi.

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi devrimci öğrencilerin ilk saldırıyı püskürtmesi üzerine taşlamaya başladılar. TGB’lilerin müdahalesiyle binadan uzaklaşan sol maskeli çeteler çekildikleri yerden taş ve soda şişeleriyle saldırılarını sürdürdü. Saldırı haberi üzerine ODTÜ önünde toplanan TGB’li öğrencilerin kampuse girişi de polis tarafından engellendi. Saldırıda 12 akademisyen ve öğrencinin yaralandığı, bir kısmının hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Bilim ve Ütopya Kooperatifi Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, olay için “Bu bilim düşmanlığıdır. Sahte solculuktur. İstihbarat örgütlerinin kontrolü altındaki grupların saldırısıdır” dedi. 16.00’da başlayan saldırı saatlerce sürdü. Provokasyon örgütlerinin bilim adamlarına ve öğrencilere saldırısı saat 21.00’a kadar sürdü. TGB’lilerin okula girmesiyle saldırı sonlandırıldı.

 

ÇANAKKALE GEÇILMEZ

Geri Dönmeyi Hiç Düşünmediler. 18.03.1918 ÇANAKKALE ZAFERİ. UNUTMADİK UNUTURMAYACAGIZ.

dakikhabertv

Geçici bir süre için hizmet veremiyoruz.Bu rahatsızlıktan dolayı özür dileriz...