AK Parti'nin O Projesi Rafa Kalkıyor!
AK Partide, 3 dönemi dolan bakanlardan "belediye başkanı adayı yapma" projesi, hızlarafa kalkıyor.
Bakanların kaydırılması düşünülen illerdekigelişmeler, yeni bir kabine revizyonunu vepopüler bazı bakanların belediye başkanı yapılma olasılığını ortadan kaldırdı. Ak Parti’nin belediye başkanlarına yönelik anketleri, bakanların değerlendirilmesinin düşünüldüğü 3-5 büyük ille ilgili fotoğrafı da ortaya koydu.

Bakanların kaydırılması düşünülen illerdeİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oyunun yüzde 58, KayseriBüyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin oyunun yüzde 65, AnkaraBüyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oyunun ise yüzde 48 olduğu ortaya çıktı. 3 belediye başkanı içinde oyu partinin oyundan düşük olan tek isim, Melih Gökçek oldu.Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın adı İstanbul ve Ankara için geçerken, Yıldırım’ın kesin olarakİzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı düşünmediği biliniyor.

İki belediye başkanının görev yerlerini koruması durumunda, Yıldırım’ın başka bir ildedeğerlendirilme olasılığı kalmıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın Özhaseki’nin yerine Kayseri de görev alacağı, Özhaseki’nin de milletvekili seçileceği iddialarının tersikonuşulmaya başlandı. Özhaseki’nin bir dönem daha belediye başkanlığı yapmak istediği belirtiliyor. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için adı geçen Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanı Faruk Çelik’in durumu da bu ilin Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın partiyegirmesiyle ortadan kalktı.
Redhack'ten Şok Melih Gökçek Belgeleri

"Kızıl Hackerlar" olarak adlandırılan RedHack bilgisayar korsanı grubu, Dışişleri Bakanlığı ve YÖK'ün ardından bu kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i hedef aldı.
Milliyet gazetesinin haberine göre, RedHack, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanvekili, Ankara Ticaret Borsası Başkanı ve Kredi Garanti Fonu Başkanı Faik Yavuz'un ricası ile Gökçek'in, Yavuz'un YenimahalleMacunköy'de yer alan arsasının mevcut emsaldeğerini yükselttiğini, böylece arsanın 41 bin 482 metrekarelik inşaat alanının 82 bin 955 metrekareye çıkartıldığını ortaya koydu. RedHack, popüler sosyal paylaşım sitesitwitter'da, "Yavuz kendi kârını 4 katına çıkarabilmek için Gökçek'ten arazisinin emsaldeğerinin artırılması için ricacı olmuş" diye yazdı.

Açıkladıkları yolsuzluk belgeleriyle gündeme bomba gibi düşen RedHack grubu, son olarak Yavuz ve sekreterinin bilgisayarına, "Kızıl Virus" saldırısı düzenledi. RedHack, ele geçirdikleri 6belge ve 4 bilgi notunu Twitter'da yayınladı. RedHack, "Kentsel dönüşüm adı altında cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından biri ile gecekondularından olanlar için kılını kıpırdatmayan Gökçek'in kimi ricalara nasıl vesile olduğu Yavuz'un kar hesaplarında ortaya çıktı. Yavuz kendi karını 4 katına çıkarabilmek için Gökçek'ten arazisinin emsal değerinin artırılması için ricacı olmuş" diye yazdı.

İNŞAAT ALANI ARTIŞI, YÜKSEKLİK SERBESTLİĞİ
RedHack'in yayınladığı arazi belgelerinden ilki Yenimahalle Macunköy 43312 Ada 2 Parsel'e ait. Anadolu Bulvarı ile İstanbul Yolu'nun kesiştiği noktada, İstanbul Yolu'na cepheli arsanın büyüklüğü 27 bin 655 metrekare. RedHack, Yavuz'un ricası üzerine Gökçek'in arsanın 1.5 olan mevcut emsal değerini yükselttiğini belirterek, "Mevcut emsale göre 41 bin 482 metrekare olan toplam inşaat metrekaresi, emsalin 2.5 olması durumunda 69 bin 137 metrekareye, emsalin 3 olması durumunda 82 bin 955 metrekareye çıkar" diye yazdı.

2. arazi belgesi ise Yenikent Çoğlu Köyü 1598 Ada 1 Parsel'e ait görünüyor. F tipi cezaevi yolu üzerinde yer alan arsanın mecvut emsal değeri 0.30. Arsa enine genişletilemeyeceği için yükseklik serbestliği tanınmış.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN TAYİN RİCASI
RedHack'in yayınladığı bir diğer belgede ise Yavuz'un iş bulma kurumu gibi çalıştığı ileri sürüldü. Yavuz'un, Kırıkkale Sulakyurt İlçesi'nde görev yapan Osman Kömürcü adlı polis memurunun Ankara merkeze tayininin yapılması için İçişleri Bakanlığı'ndan ricacı olduğu belirtildi. Yavuz, öğretmen tayinleri için ise eski Ankara il Milli Eğitim Müdürü Murat Bey Balta'dan ricacı olmuş. Redhack, Yavuz'un, "Mertcan Muratoğlu'nun puanı 347.630. Ümitköy Anadolu Lisesi'ne girmek istiyor. 22 kişilik kontenjan kalmış. Eryaman Toplu Konut ya da Elvankent Bilge Anadolu Lisesi'de olabilir" şeklindeki yazışmalarına yer verdi.

Korgeneral'in 'Sır' İsyanı
2010 yılında TSK harcamalarını denetimde yetkileri genişletilen Sayıştay'ın, HavaKuvvetleri Komutanlığı'ndan istediği bilgiler, Hava Kuvvetleri Lojistik Komutanı Korgeneral Mehmet Şanveri isyan ettirdi: Sayıştay denetçisi, denetim yetkisinin dışına çıkarak, milli gizlilik derecesindeki bilgileri de istiyor. Buna yetkisi var mı?
 Sayıştay'ın 2010 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) harcamalarına denetim yetkisinin genişletilmesinin ardından HavaKuvvetleri’nde yapılan ilk denetimde çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı. Sayıştay’ın denetim raporunda, dönemin Hava Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Yönetimi Başkanı, HavaPilot Korgeneral Mehmet Şanver, “kamuyu zarara uğratmakla” suçlandı. Halen HavaLojistik Komutanı olan Korgeneral Mehmet Şanver, rapora itiraz etti. Yaklaşık 15 gün önce Şanver’e “Savunmasını yapmak üzere” iletilen Sayıştay raporundaki iddialar ile Şanver’in Sayıştay’a geçen hafta sunduğu savunmasına ulaşıldı. Şanver savunmasında, hem denetimin kendisinin görevde olmadığı 1987 yılına kadar uzatılmasına hem de Sayıştay denetçisinin “milli gizlilik derecesindeki” bilgileri istemesine itiraz etti.

SORUMLULUK İTİRAZI
Şanver, “Hava Kuvvetleri Lojistik Başkanlığı” görevine 14 Ağustos 2008’de başladığını ve bu görevi 7 Ağustos 2011’de bıraktığını belirterek, Sayıştay denetçisinin raporunda kendisini, 1987-2012 tarihlerindeki tüm unsurlardan sorumlu tuttuğuna dikkat çekti. Şanver, savunmasında şu ifadeleri kullandı: “Eğer sorumlu olmak için sadece bu kadroda görev yapmak yeterli değilse zarara sebep olduğu iddia edilen işlemin gerçekleşmesinden bugüne kadar aynı kadroda görev yapan tüm personel arasında sorumluluğun görev süreleri ile orantılı olarak paylaştırılması, dolayısıyla bahse konu sorumluluğun sadece tarafımdan tahsili talebinde bulunulmaması gerekmektedir.” 

ZAMANAŞIMINA GİRER
Şanver itirazında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun zamanaşımı başlıklı 74. maddesine dikkat çekerek, 1987’ye kadar uzanan Sayıştay denetiminde, 2000 yılı öncesindeki işlemlerin “zamanaşımı” maddesine girdiğini, dolayısıyla tazmininin istenmesinin mümkün olamayacağına dikkat çekti. TSK’da taşınır mal işlemlerine ait teftiş ve denetlemeler için ilgili belgelerin yasa gereği 10 yıl saklandığına, ardından imha edildiğine de dikkat çeken Şanver, bu çerçevede kendisinden, 10 yıldan önceki işlemlere ait belge istenemeyeceğini savundu. 

Şanver, raporda yer alan “birlik içi ödünç işlemleri”nde kamunun zarar ettirildiğine ilişkin iddialara da itiraz etti. Bu işlemlerde malzemelerin aynı birlik envanterinde, teslim edildiği kamu görevlisince kamu görevinde kullanıldığına dikkat çeken Korgeneral Şanver, “Malzeme miktarında artışa engel veya eksilmeye neden olunmamaktadır” dedi.
Şanver’in savunmasındaki en çarpıcı itiraz ise Sayıştay denetçisinin istediği bilgilerin içeriğine yönelik oldu. Korgeneral Şanver, istenen bilgilerin “Milli gizlilik derecesinde” olduğuna dikkat çekti. 

Şanver’in savunmasında, denetçinin talep ettiği bilgileri şöyle sıralandı: “Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nca barış, gerginlik ve savaş durumlarında farklı kullanım fonksiyonları bulunan; Savaş uçakları, personel/malzeme/mühimmat taşınmasında kullanılan kargo uçakları, askeri eğitimlerde kullanılan eğitim uçakları, hava sahasının güvenliğinde kullanılan radar sistemleri ile karadan havaya füze sistemleri (bir hava saldırısına karşı koymak için elimizde hangi tipte ve ne kadar radar ve füze olduğu), savaş eğitim uçaklarına ait simülatör sistemleri, savaş uçakları tarafından kullanılan havadan havaya/havadan yere füze ve bomba bilgileri (Milli gizlilik derecesinde olan tam atım mühimmat, yani doğrudan uçağa yüklenerek düşman birlikleri üzerine atılabilecek mühimmat bilgileri), savaş uçakları ile birlikte kullanımı zorunlu olan seçkin yer destek teçhizatı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki kara unsurları tarafından kullanılan ateşli silahlar ve bunlara ait mühimmat ile her nevi patlayıcı ve bombalar, karayolu ile personel/mühimmat/malzeme nakliyesinde kullanılan kara araçları.”

DEVLETİN GÜVENLİĞİ
Şanver, istenen bilgilerin “Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın barış döneminde yaptığı/yapabileceği harbe hazırlık eğitimleri ile iç güvenlik, gerginlik ve savaş durumunda icra edebileceği saldırı/savunma kabiliyetinin tüm bilgilerini ihtiva ettiğine” dikkat çekerek, bunların “TCK’nın 326-336’ncı maddelerindeki ifadesiyle ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgiler’ olduklarını” vurguladı. 

Korgeneral savunmasında denetçinin yetkisi konusundaki endişelerini de, şöyle dile getirdi: “Her ne kadar bahse konu bilginin güvenliği için Sayıştay Başkanlığı’nda gerekli tedbirlerin alındığından emin olunsa da, yargılamaya esas rapora temel teşkil eden bu bilgilerin denetleme konusu içinde olduğuna dair açıkça bir yetkilendirme yapılıp yapılmadığı konusunda, görevlendirme yazısı kurumumuzda bulunmadığı için tereddüt oluşmuştur.”

Nil Erkoçlar'ın Durumunu Haydar Dümen Yorumladı
İlişki uzmanı ve köşe yazarı Dr. Haydar Dümen, ameliyatla erkek olan Nil Erkoçlar'ın durumuyla ilgili değerlendirmede bulundu.

Sürpriz bir kararla ameliyat olarak cinsiyet değiştiren ünlü oyuncu Nil Erkoçlar, bir anda Türkiye'nin gündemine oturdu. Göğüslerini aldıran Erkoçlar, adını da Rüzgar olarak değiştirdi. Bu konuyla ilgili Nil Erkoçlar'ı eleştirenler kadar sahip çıkanlar da oldu.

Posta gazetesinde cinsellik üzerine okur sorularını yanıtlayan Dr. Haydar Dümen de Nil Erkoçlar'ın durumunu yorumladı.

"SEKSTEN HAZ ALAMAZ"
Bu zamana kadar bu ameliyatı olanların pişman olduğunu belirten Haydar Dümen şu ifadelere yer verdi:

Cinsiyet değişim vakaları üzerinde 1970'den beri çalışıyorum. Bu kişiler cinsel açıdan erkek olamıyor. Seksten haz almaları da imkansız. Pişman olanlara çok rastladım. Alınan hormonlar ruh dengesini de olumsuz etkiliyor. Kişinin tek kazancı var; mavi nüfus kağıdıyla psikolojik açıdan rahatlamak. Keşke Nil bu ameliyatı olmasaydı.
Merkel: Sürecin İlerlemesini İstiyoruz

Başbakan Erdoğan, Alman mevkidaşı Angela Merkel ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Erdoğan'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Alman Şansölye Angela Merkel, Erdoğan'la ortak bir basın toplantısınakatıldı. İkili görüşme sonrası yapılan toplantıda gazeteciler tutuklu gazeteciler ve yeni açılım sürecine yönelik sorular yöneltti. 

TUTUKLU GAZETECİLER SORUSUNA ERDOĞAN'DAN İRA'LI CEVAP


Toplantıda Merkel tutuklu gazetecileri hatırlattı. Bir Alman gazeteci de Türkiye'deki tutukluluk sürelerini ve tutuklu gazetecileri sordu. Başbakan Erdoğan da İngiltere'de tutuklanan 5 gazeteciyi ve İRA'yı örnek verdi. 

Erdoğan, 'Türkiye'de tutuklu gazetecilerin sayısı bir elin parmakları geçmez. Ya darbeye teşebbüstür ya kaçak silah bulundurmaktır ve ya terör örgütü ile ilişki içinde olmaktır. Bunların genelinin durumu budur. Yasama yürütme ve yargının görev ayrı. Nasıl ki Almanya'da yargı kararlarına saygı duyuluyorsa bizim de yargı kararlarımıza saygı durun. İngiltere'de 6 gazeci tutuklandı. 50'yi aşkın gazeteci gözaltında. Acaba bu konuyla da ilgileniyor musunuz? Bu gazetecilerin İRA'yla bir ilgisi var mı araştırmanızı rica ediyorum.' diye konuştu.

Toplantıda konuşan Başbakan Erdoğan iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilere dikkat çekti. Almanya'dan Türkiye'ye son yıllarda yapılan doğrudan yatırımın 5 milyar dolar olduğunu kaydetti.

İşte Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları:

Almanya ile ilişkilerde insani bağlar da önemli bir yer tutuyor. En önemli kültür ve eğitim noktasındaki adım da Türk Alman üniversitesidir. Bu konuyla ilgili süreç devam etmekte. Rektör ataması da en kısa sürede yapılacaktır. AB üyeliğimizle ilgili sayın Şansölye'den desteğini rica ettik.

Angela Merkel'in açıklamalarının satır başları: 

Dün Kahramanmaraş'ta bugün de Kapodokya'da sayın bakanların beni kabul etmesini memnuniyetle karşılıyorum. Dün Alman askerlerini de ziyaret ettim. Onlar güvenlik konusunda bazı endişeleri olduğu için, biz burada destek olmayı çok önemsiyoruz. Eski Almanya için konuşmam gerekirse birleşmeden önce de Türkiye bizim için güvenilir bir ülkeydi. Çok yakın ilişkilerimiz var. Ekonomik ilişkilerimiz çok iyi ilişkileri daha da geliştirebiliriz. Alman turistlerin birinci srada olmasından ötürü gerçekten çok mutluyum. Biz tüm dini cemaatlerin özgürce hem Almanya'da, hem de bütün dünyada özgürce adım atmalarını savunuyorum. 

MERKEL'DEN TUTUKLU GAZETECİLER HATIRLATMASI

Almanya terörle mücadele konusunda elinden geleni yapacak. İkili ilişkiler konusunda ise ben Türkiye'deki vakıflarımızın özgürce çalışabilmesinin sağlanmasını rica ediyorum. 2013-2014 yılında Türk Alman bilim yılını kutladığımız zaman güzel adımlar atacağımızı ümit ediyorum. İç politikayla ilgili konuları da görüştük. Gazetecilerin uzun süre tutuklu olmaması gerektiğini paylaştık. Bu konuda da bilgi alışverişinde bulunacağız. Ben tekrar AB ile ilgili tutumumuzu yeniledik. Türkiye'nin tam üyeliğiyle ilgili tereddütlerimiz olmasına rağmen ilerlemenin olması gerektiği fikrindeyiz. Bir fasıl açarsak bir adım atmış oluruz. Almanya'daki Türklerin artık güvenle sorunsuz bir şekilde Almanya'da yaşamalarını istiyoruz. 

GAZETECİLERİN SORULARINA CEVAP VERDİLER


Almanya'da Nasyonal Sosyalist Partisi'nin yasaklanmasını düşünüyor musunuz? Sayın Erdoğan gazeteciler tutuklu avukatlar da tutuklandı. Yeni düzenlemeler olacak mı?

Erdoğan:
 Türkiye'de tutuklu gazetecilerin sayısı bir elin parmakları geçmez. Ya darbeye teşebbüstür ya kaçak silah bulundurmaktır ve ya terör örgütü ile ilişki içinde olmaktır. Bunların genelinin durumu budur. Yasama yürütme ve yargının görev ayrı. Nasıl ki Almanya'da yargı kararlarına saygı duyuluyorsa bizim de yargı kararlarımıza saygı durun. İngiltere'de 6 gazeci tutuklandı. 50'yi aşkın gazeteci gözaltında. Acaba bu konuyla da ilgileniyor musunuz? Bu gazetecilerin İRA'yla bir ilgisi var mı araştırmanızı rica ediyorum.

KIBRIS MESELESİ


Güney Kıbrıs'ta yapılan seçim bir Kıbrıs seçimi değildir. Aynı şekilde Kuzey'de de bir seçim yapılıyor. Sayın Şansölye'nin çok ilginç bir açıklaması vardı. AB'ye son katılımlar çok ilginç olmuştur. Yeni bir lider geldi Güney kesimine. seçim öncesi mesajlarından sonra yeni mesajları nasıl olacak bilemiyorum. Ama çözüm odaklı bütün adımlara yardım ederiz. Burada da Yunanistan'a görev düşüyor. Türkiye garantör ülke olarak bu konuda elimizden gelen adımları atarız. Biz Güney Kıbrıs'a pasaport vermeye kadar adımlar attık ancak karşılık göremedik.

İki ülke arasındaki suçluların iadesi gündeme geliyor. Paris cinayetleri ve Ankara'daki ABD elçiliğine saldırı olayları sonrası Alman istihbaratında bir güvenlik zaafı mı var? İadeleri ne zaman yapacaksınız? 

Merkel: İkinci sorunuzla ilgili olarak biz sonucu açık bir müzakere gerçekleştiriyoruz. Sonucu belli değil, benim tam üyelik konusunda tereddütlerim var ve biz bu süreci devam ettirmek istiyoruz. Bir iade talebi olduğunda bu talepler çok hassas irdeleniyor. Müebbet hapis cezası alma ihtimali olan kişiler iade edilmeyebiliyor. Örneğin artık aşırı sağcı örgütlerle ilgili merkezi veri elimizde var. Bunun gibi başka yapısal sonuçlar çıkartacağız. Terörle mücadele konusunda elimizde gelen her şeyi yapacağız. Müsteşarlarımız yılda iki kere bir araya gelip bilgi alışverişi yapacağız. 

PKK ve Türkiye'nin içinde bulunduğu süreç.. Biz PKK temsilcilerinin terör faaliyetlerine katılmak amacıyla başka örgütlerde de çalıştıklarını biliyoruz. Kıbrıs'taki seçimle ilgili olarak yeni başkanın nasıl bir yol izleyeceğini bilemiyorum. Örneğin Kıbrıs'ın Euro üyeliği ile ilgili. Türk tarafıyla nasıl görüşmelerin gerçekleşeceğini merak ediyoruz. 

İMRALI GÖRÜŞMELERİ SONRASI YENİ YOL HARİTASI NE OLACAK?

Erdoğan: 
Gene dönüp dolaşıp Ankara protokolüne geliyoruz. Biz AB üyesi ülkelerin hemen hepsiyle önemli anlaşmaları geliştirme noktasındadır. Şu anda AB üyesi ülkelerde 5 milyon insanımız var. Yabancısı değiliz ama işin hukuki boyutunu da çözelim istiyoruz. 

İmralı'dan ilgili parti mensupları dönmüştür ve yaptıkları açıklamalar var. Değerlendirmemizi yaptıktan sonra yol haritamızı da sizlerle paylaşacağız.
Türkiye İle Avrupa'nın Dinleme Farkı!

Adalet Bakanlığı yasal dinlemeler konusunda Türkiye ile Avrupa'yı karşılaştırdı.Türkiye'de savcıların baş delili olan dinlemeler, Avrupa'da delil olarak kabul edilmiyor.
Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı rapor, Avrupa'nın pek çok ülkesinde yasal olarak yapılan telefon dinlemelerinde elde edilen verilerin delil olarak kullanılmadığını, ancak Türkiye'de telefon dinlemelerinin yasal anlamda ana amacının "delil elde etmek üzerine" kurulu olduğunu gösterdi.

Yasadışı ve sınırını aşan yasal dinlemeleri engellemek amacıyla kurulan TBMM Böcek Komisyonu'na bilgi veren Adalet Bakanlığı, "Mukayeseli Hukukta İletişimin Denetlenmesi" adlı bölümde Türkiye ile Avrupa ülkelerinin dinleme konusundaki yasal mevzuatlarını karşılaştırdı.

Bakanlığın raporuna göre Türkiye'de "delil elde etmek üzerine" kurulu olan telefon dinlemelerine Avrupa'da büyük sınırlama getiriliyor.
Cumhuriyet gazetesinden Mahmut Lıcalı'nın haberine göre; Türkiye'de her suç için herhangi bir sınırlama olmadan telefon dinlemesi yapılabiliyor.

Dinleme son çare bazı ülkelerde istihbarat amaçlı telefon dinlemesine bile izin verilmiyor. Başka yollarla delil elde edilemeyecek durumlarda son çare olarak telefon dinleme kararı alınıyor. Milletvekillerinin dinlenmesi ise ya yasak ya da parlamento başkanının iznine bağlı.

Adalet Bakanlığı'nın çalışmasında Avrupa ülkelerine ilişkin şu değerlendirmeler yer aldı:
- Almanya'da dinlemeler katalog suçlar için hâkim kararıyla uygulanıyor. Elde edilen veriler delil olarak kullanılabiliyor. 5 parlamenterden oluşan bir heyet tarafından denetlenebiliyor.
- Fransa'da telefon dinlemeleri delil olarak kullanılamıyor. Yasal dinleme suçluluğa ait kuvvetli belirti olması durumunda yapılıyor. 2 yıl ve daha fazla hapis öngören suçlar için dinleme yapılıyor.
Yasal dinlemelerin denetimi özerk bir birim olan İletişimin Denetlenmesi Milli Kontrol Komisyonu tarafından gerçekleştiriliyor. Amaç dışı dinleme kayıtları 10 gün içinde imha ediliyor.
- İtalya'da savcının talebiyle hâkim kararına bağlı olarak dinleme yapılıyor. Elde edilen bilgiler yalnızca amacına ilişkin yapılan dinlemede delil olarak kullanılıyor. İstihbari amaçlı dinlemede elde edilen veriler delil sayılmıyor.
- Avusturya'da kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve başka surette delil elde edilemeyecek olması hallerinde yasal dinleme yapılıyor. Elde edilen bilgiler delil olarak kullanılmıyor. Avusturya'da istihbari amaçlı telefon dinlemesi yapılmıyor.
- İngiltere'de başka yolla delil elde edilmesinin zor olması durumunda telefon dinlemesi yasal anlamda yapılabiliyor. Veriler delil olarak kullanılmıyor, yalnızca istihbari amaçlı olarak değerlendiriliyor.

TÜRKİYE'DE SINIR GENİŞ
Türkiye'de hem adli, hem istihbari amaçlı telefon dinlemesi yapılıyor. Soruşturma ve kovuşturma sırasında adli dinleme de yapılabiliyor. Adli dinlemeler hâkim kararıyla yapılırken, istihbari dinlemeler gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Jandarma ve Emniyet tarafından da hâkim kararı olmaksızın yapılabiliyor. Dinleme süresi 3 ay olurken, bu süre 3 ay daha uzatılabiliyor. Avrupa ülkelerinde adli dinlemeler belli bir üst sınırdaki suç veya katalog suçlarıyla sınırlandırılırken, Türkiye'de herhangi bir sınır olmadan her suç için adli dinleme yolu kullanılıyor. Yasal telefon dinlemeleri delil serbesti ilkesi kapsamında her türlü konuşma delil olarak kullanılıyor. Adli dinlemede başkasına ait tesadüfen elde edilen bir delil, katalog suçlarıyla ilişkiliyse delil olarak kullanılıyor.
YGS İle İlgili Önemli Açıklama
Sınavda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden 5 soru sorulacak muaf olanlar ise...
ÖSYM'nin 7'nci Durum Analizi ve İstişare Toplantısı, Ağrı'daki İbrahim ÇeçenÜniversitesi'nde yapıldı. Toplantı öncesi ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Demir ve rektörler, kampusalanındaki Merkezi Araştırma ve UygulamaLaboratuvarı, çok amaçlı spor salonu, Nurettin Oruç Camisi ve sınıflarda incelemelerdebulundu. Spor salonu gezisinde bazı rektörler, basket toplarıyla potaya şut attı.

Kampus gezisi sonrası Senato Salonu'nda yapılan toplantıya, Vali Mehmet Tekinarslan, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, ÖSYM Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Pekşen, ÖSYM Yönetim Kurulu üyesi Enes Polat, Ağrıİbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İrfan Aslan ve Kafkas, Artvin Çoruh, Atatürk, Erzurum Teknik, Ardahan, Van Yüzüncü Yıl, Iğdır, Şırnak, Recep Tayyip Erdoğan, Erzincan, Hasan Kalyoncu üniversitelerinin rektör ve rektör yardımcıları katıldı.

YGS'deki değişiklikle ilgili basın mensuplarının yönelttiği soruları yanıtlayan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, üniversite giriş sisteminin Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) kontrolü altında olduğunu, ÖSYM olarak YÖK'ün aldığı kararların uygulayıcısı olduklarını söyledi. Son YÖK toplantısında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden zorunlu olmayan veya farklı bir müfteratalanlara, felsefe alanından 5 soru sorulmasına karar verildiğini belirten, Prof. Dr. Demir, şöyle devam etti:

"Biz, bunu uygulayacağız. Bunu da kamuoyuyla paylaştık. Dolayısıyla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisidersinden almak zorunda olmayan ya da farklı bir müfredatla almak durumunda olan adaylarımız,Sosyal Bilimler testinde yer alan din sorularından muaf tutulacak. Söz konusu öğrenciler, felsefealanından 5 soru ile değerlendirilecek. Özellikle bu durumda olan adayları belki de rahatlatan bir karar oldu. Biz de bunu uygulayacağız. 24 Mart'ta yapılacak sınavı bu şekilde gerçekleştireceğiz."

ÖSYM'nin gelecekte yapacakları çalışmaları değerlendirmek üzere Ağrı'da biraraya geldiklerini söyleyen Prof. Dr. Demir, şöyle konuştu:

"Bugün Ağrı'da yaptığımız Durum Analizi ve İstişare Toplantısı, ÖSYM'nin son 2 yılda yaşadığısüreci öncelikle temel paydaşlar olan rektörler ile paylaşmak ve ÖSYM'nin gelecekte yapacakları çalışmaları birlikte planlamak üzere yaptığımız toplantılardan yedincisi. Daha önce İstanbul, Sakarya, Malatya, Manisa ve Ankara'da bu toplantıyı yaptık. Bugün de Ağrı'da yapılan toplantı ile birlikte tüm rektörlerimizle görüşme imkanımız olmuş olacak.

Toplantıda, 2010'da aldığımız ÖSYM'yi bugün ne duruma getirdiğimizi, sınavlarda hak ve adaleti tesis etmek adına yaptığımız sınav güvenliği çalışmalarını paylaşacak ve sayın Rektörlere bundan sonraki çalışmaları sunup görüş ve önerilerini alacağız. Bizimle beraber olan Ağrı Valimiz Mehmet Tekinarslan'a teşekkür ediyorum. Bunun bir önemi de var. Vali Tekinarslan, ÖSYM özerk bir kurum olduğunda ilk yönetim kurulu üyelerimizden idi. Dolayısıyla ÖSYM'nin kurucu yönetim kurulu üyesi. Ayrıca Rektör Prof. Dr. İrfan Aslan'a tüm organizasyondaki mükemmellik ve ev sahipliği için teşekkür ediyorum. Bunun ÖSYM için yararlı bir toplantı olacağına inanıyorum."

AĞIRLAMAKTAN MUTLUYUZ 
ÖSYM yönetim kurulunu kentte ağırlamaktan dolayı mutlu olduklarını kaydeden Vali Mehmet Tekinarslan ise şunları söyledi: "Ağrı, iki gün önce de TÜRKSAT Genel Müdürü'nün bir konferansı vesilesiyle onu ağırladı. Sayın Genel Müdür, çocuklarımızı uzayla ilgili bilgilerle aydınlattı. Çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki Ağrı, çeşitli etkinliklere çok rahatlıkla ev sahipliği yapabilecek bir potansiyele sahip. Eski bir ÖSYM yönetim kurulu üyesi olarak, ÖSYM'nin Ağrı'da böyle bir toplantı yapması, beni ayrıca mutlu ediyor.

Son yıllarda kaydettiği gelişmeyi yakından izliyoruz. Gerçekten hem yönetim kurulu üyesi olduğum dönemdeki izlenimlerim hem de akabindeki, son derece özverili, tutarlı, tarafsız, güven merkezli ve adil bir çalışma atmosferinin ÖSYM'de olduğunu söyleyebilirim. Milyonlarca öğrencimize, memur adayımıza ve vatandaşımıza direkt hizmet sunan ve bunu da büyük bir nitelikle yerine getiren bir kuruluşumuz. Başta Ali Demir hocamın şahsında hepsini kutluyorum."


Çiçeği burnunda bir eğitim kurumu olan üniversitede, ÖSYM'nin Durum Analizi ve İstişare Toplantısı yapıyor olmaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını vurgulayan Rektör Prof. Dr. İrfan Aslan da "Üniversitemiz henüz çiçeği burnunda bir üniversite. Ama sizin gibi kıymetli hocalarımızın gelmesiyle farklı bir değer buluyor. Ağrı'ya geldiğim günden beri her zaman söylüyorum. Ağrı, 10 yıl içerisinde bir üniversite kenti olacak. Gülen yüzüyle, çalışanlarıyla ve üniversitesiyle bu potansiyele sahip bir kent. İlk geldiğimizden beri Ankara'dan İstanbul'dan insanların gelerek bu şehirde yaşayanlar ne yapıyor, nasıl yaşıyor, sıkıntılarının neler olduğu konularında bilgilendirmeye çalışıyoruz. Yöre insanının nelerle karşı karşıya olduğunu gösterme, birlikte görmek ve çözümler üretmeyi hedefliyoruz. İnşallah, Ağrı ve üniversitemiz için faydalı bir toplantı olacaktır" dedi

Kuş Sürüsüne Çarpan Yolcu Uçağı Geri Döndü
Kuş sürüsüne çarpan yolcu uçağı geri döndü.

İstanbul-Ankara seferini yapan Türk Hava Yolları’na (THY) ait yolcu uçağı kalkış sırasında kuş sürüsüne çarptı. Havalimanına geri dönmek zorunda kalan uçağın sol motorunda hasar meydana gelirken, yolcular başka bir uçakla gönderildi.

İstanbul-Ankara seferini yapan yolcu uçağı kalkış sırasında kuş sürüsüne çarptı. Boeing 737-800 tipi THY uçağı 110 yolcusuyla Atatürk Havalimanı’na geri dönmek zorunda kaldı. Yolcular başka bir uçakla Ankara’ya gönderildi. Bakım için THY teknik hangarına çekilirken uçağın sol motorunda hasar meydana geldiği öğrenildi. 
İstanbul Üniversitesi Yine Karıştı!
İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenmesi planlanan İfade Özgürlüğü Konferansı'nda olaylar çıktı. Salona zorla giren bir grup, konferansın yapılmasını engelledi.
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Kongre KültürMerkezi'nde düzenlenen ve Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç'ın da katılacağı duyurulan konferansta olaylar çıktı. Kongrenin yapılacağı salona girmek isteyen yaklaşık 200 kişilik grup, izin verilmesine rağmen kimlik kontrolüsırasında kapıya yüklendi. Zorla içeni giren grup, konuşmaların yapıldığı salonda da olay çıkardı.

TARTIŞMA ÇIKTI
Konuşmacıları protestolarla engelleyen grup, İÜ Hukuk Fakültesi Vekil Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer'i de protesto etti. Salondaki olaylar sebebiyle konuşma yapmayan Sözüer bir süre sonra salonu terk etti. Eylem yapan grup ise planlanan programın iptal edilmesini ve İfade Özgürlüğü Konferansı'nı kendilerinin yapacağını duyurdu. Adem Sözüer'in ardından diğer konuşmacılar da salondan ayrıldı. Protestocu grup, konferansın devam etmesini isteyen kızöğrencilerle de tartıştı.

Gerginliğin devam ettiği üniversitenin çevresinde polisin güvenlik önlemi de sürüyor.
İşte Erkek Olmanın Bedeli
Dizi oyuncusu Nil, Rüzgar Olabilmek için 30 bin TL ödemiş, Nil Erkoçlar erkek olup basına yansımasından sonra ölüm tehditleri aldığını ifade etti. Peki Erkoçlar nedenerkek oldu? Ameliyat ile nasıl erkek/kadın olunur?

Cinsiyet değiştirmek kolay değil. Psikoterapiyle başlayan süreç mahkeme salonlarından askerlik şubesine dek uzuyor. Ameliyat sayısı 5'i bulurken, maliyet de hayli yüksek.

Oyuncu Nil Erkoçlar'ın cinsiyet değiştirerek erkek olması, Türkiye'nin pek alışkın olmadığı bir tartışmanın da fitilini ateşledi. Peki Türkiye'de cinsiyet değiştirme operasyonları nasıl gelişiyor? Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melih Çulha, bu konuda bir uzman. Çulha, sürecin nasıl işlediğini anlattı.

Bir yıllık Psikoterapi

Çulha söze, "Kişinin mevcut cinsiyetinde yaşama şansının olmadığını düşünmesi doğuştan bir hastalıktır. Bu bir tercih değildir" diye başlıyor: "Cinsiyet ameliyatı olmak isteyen kişi bize başvurduğunda önce bu kişinin ek bir hastalığı, kromozom bozukluğu olup olmadığını araştırıyoruz. Hastalık araştırmasından sonra hastayı psikiyatriye gönderiyoruz. Kişi 1 yıl boyunca ayda ya da 15 günde bir psikiyatra gidiyor. Yılın sonunda en az 3 psikiyatr bu kişinin cinsiyet değişikliği ameliyatı için "Mümkün ya da mümkün değildir" yönünde rapor veriyor.

İlk Adım Kısırlaştırma

Cinsiyet değiştirmek isteyen şahsın aldığı bu psikiyatr raporuyla mahkemeye başvurduğunu belirten Prof. Melih Çulha, daha sonraki süreç hakkında şu bilgileri veriyor:

"Mahkeme "Üreme yeteneğini kaybettikten sonra cinsiyet ameliyatına izin verilir" diyor. Mahkeme kararıyla hastayı kısırlaştırma ameliyatına alıyoruz. Hasta kısırlaşma ameliyatından sonra tekrar mahkemeye başvuruyor. Mahkeme, psikiyatr raporları ve kısırlaştırma ameliyatının yapıldığına dair belgelerini gördükten sonra ameliyat iznini veriyor."

Ameliyat 10 Saat Sürüyor

Cinsiyet değiştirme sürecinde ameliyat sayısının 5'e kadar çıkabildiğini belirten Çulha, şöyle devam ediyor: "İlk ameliyat 10 saat sürüyor. Ameliyat döneminde Endokrin servisinde hormon vermeye de başlanıyor hastaya. Ameliyatları 3 ve 6 ay aralıklarla yapıyoruz.' 

Askerlik İçin Çürük Raporu


Ameliyatı geçiren kişi ömür boyu hormon tedavisi görüyor. Bu şahıslar sadece mahkemeye başvurarak yeni nüfus kağıdı alabiliyor. Erkek olan kişileri askerlik şubesinden çağırıyorlar. Hastane raporlarını götürüyorlar, çürük sayıldıkları için de askere gitmiyorlar.

Masrafı SGK Karşılamıyor


Kadından erkeğe değişiklik ameliyatları daha zor. Çünkü daha komplike operasyonlar gerekiyor. Bu durum maliyetlere de yansıyor. Fiyatları üniversite hastanelerinin belirlediğini belirten Prof. Çulha, şu bilgileri veriyor: "Masrafları SGK karşılamıyor. Kadından erkeğe dönüşüm ameliyatının ortalama fiyatı 30 bin TL, erkekten kadına dönüşüm ameliyatı ise 20 bin TL civarında." 

Cinsiyet değiştirme süreci yaklaşık 3 yıl sürüyor

Cinsiyet değiştirme operasyonlarının ardından Rüzgar adını alan Nil Erkoçların ailesi, konu hakkında şu açıklamalarda bulundu: "İnanın ailece şok olduk. Bize haber vermedi. Annem ve babam da konuştuğu için Nil'e kırgın. Bu durum babamın hoşlanmadığı bir durum oldu. Halbuki 1 sene önce de oyunculuğu bırakmıştı. Bir sürü iş teklifi geliyordu ancak kabul etmiyordu. Şimdi bu olaylardan sonra ben insanlara, soranlara 'sana ne' der geçerim, insanların ağzını bir şekilde kapatırım. 

Benim ve ailemin tek üzüldüğü ve endişe ettiği; biz Türkiye'de yaşıyoruz, bir Avrupa ülkesinde yaşamıyoruz. Tamam Nil'i savunanlar da olacaktır ama bir o kadar insan da ona kötü gözle bakıp, rahatsız edecektir. Kardeşimi çok üzecekler. Nil zaten çok hassas, kişilik olarakta hassas. Bu yüzden de ne olursa olsun onun yanında olacağız."

Öte yandan son olarak geçen yıl TRT 1'in "Yamak Ahmet" dizisinde Anna karakterine hayat veren Erkoçlar'ın cinsiyet değiştirdiğini açıkladıktan sonra muhafazakâr çevrelerden ölüm tehditleri almaya başladığı ortaya çıktı.

Erkoçlar'ın bu nedenle dün uzun süredir beraber olduğu Müge isimli sevgilisiyle oturduğu evi terk edip şehir dışına çıktığı belirtildi. Birkaç hafta gözlerden uzak kalmayı planlayan Erkoçlar için tehditler devam ederse devletten koruma talebinde bulunulacak. Erkoçlar adına çok sayıda sahte twitter ve facebook hesabı da açıldı. Kısa sürede yüzlerce kişinin takip etmeye başladığı onlarca hesapla ilgili yasal işlemlerin başlatıldığı açıklandı.

Bağlı bulunduğu ajansa gelen iş tekliflerini "Ben artık oyunculuk yapmak istemiyorum, çok sıkıldım. Türkiye'den ayrılacağım, yurtdışına yerleşeceğim" diyerek reddettiği öğrenildi. 

Şimdi erkek kimliğiyle oyunculuğa devam etme kararı alan Erkoçlar, iş teklifleri almaya başladı.
Kayıp Sinem'in Cesedi Bulundu
Bursa'nın İnegöl İlçesinde, 3 yıl önce ortadan kaybolan Uludağ Üniversitesi Meslek Yüksekokulu 2'nci sınıf öğrencisi Sinem Yurdanur'un, uçurumun dibinde battaniyeye sarılı kemikleri bulundu.


Sinem’i, polis tarafından geçen yıl düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, intihar edensevgilisi Emrah Kaya’nın öldürdüğü öne sürüldü. Cesedin yerini, "Sinem rüyalarıma giriyor. Vicdan azabına dayanamıyorum" diyen, Emrah Kaya’nın arkadaşı Rıfat A. polise bildirdi.

Uludağ Üniversitesi İnegöl Meslek Yüksekokulu Elektrik Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Sinem Yurdanur, 2010 yılı temmuz ayında sınava girmek için İstanbul Çatalca’dan geldiği İnegöl’de ortadan kayboldu. Sinem Yurdanur tüm aramalara rağmen bulunadı. Sinem Yurdanur’un en son İnegöl’e geldiği gün, Kültürpark’ta bir çok suçtan kaydı bulunan sevgilisi Emrah Kaya ile görüldüğü ortaya çıktı. Olayla ilgili gözaltına alınan Emrah Kaya, Sinem’in kaybolmasıyla hiç bir ilgisinin bulunmadığını söyleyince serbest bırakıldı. Emrah Kaya, geçen yıl Mart ayında uyuşturucu operasyonu kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınacağı sırada, yanındaki tabanca ile göğsüne tek el ateş ederek yaşamına son verdi.

ARKADAŞI ’VİCDAN AZABINA DAYANAMIYORUM’ DEDİ


Sinem Yurdanur’un kaybolması olayını araştırmayı sürdüren polis, genç kızın intihar eden sevgilisi Emrah Kaya’nın yakın arkadaşı olan ve aynı operasyon kapsamında tutuklu bulunan Rıfat A. ile cumhuriyet savcılığından alınan izinle cezaevinde bir kez daha görüştü. Polisin, "Bildiğin varsa söyle. Sinem’in annesi ve babası kan ağlıyor. Yardımcı ol" demesi karşısında "Tamam. Zaten Sinem rüyalarıma giriyor. Vicdan azabına dayanamıyorum’ yanıtını veren Rıfat A., Sinem’i Emrah Kaya’nın öldürdüğünü söyledi.

’DÖVERKEN BOYNUNU KIRDI’

Olay günü İstanbul’dan gelen Sinem’i terminalde Emrah Kaya ile karşıladıklarını, ardından bir arkadaşının evine gittiklerini anlatan Rıfat A. "Emrah, ’Sen başkalarıyla da geziyorsun’ diyerek kıskançlık krizine girip Sinem’i döverken boynunu kırdı. Sinem öldü. Daha sonra cesedini çarşafa ve battaniyeye sarıp Emrah’ın aracının bagajına koyduk. İlçeye bağlı Çayyakan Köyü Boğazova Mevkisi’nde uçuruma attık. Cesedin burada olması gerekiyor" dedi.

SAÇ VE KEMİKLERİ BULUNDU

Polis, Cumhuriyet Savcısı’ndan alınan özel izinle cezaevinden çıkartılan Rıfat A.’yı bugün, cesedi attıklarını söylediği yere götürdü. Çevrede yapılan aramada battaniyeye sarılı olan ve içersinde sadece saç ve kemiklerin bulunduğu cesede ulaşıldı.

Polis cesedi, DNA testinin yapılması için Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu’na gönderecek.

AİLESİ MÜGE ANLI'NIN PROGRAMINA KATILMIŞTI

Kızlarını üç yıldır arayan aile ünlü televizyoncu Müge Anlı'nın programına katılıp, Sinem'in izini bulmak için çağrıda bulunmuştu. Programda Sinem'in kaybolması defalarca işlenmişti.

Barcelona'yı 3 - 1 yenen Real Madrid Kral Kupası'nda finale kaldı

İspanya Kral Kupası yarı finalin ilk maçında 1 - 1'in rövanşında Barcelona'yı 3 - 0 yenen Real Madrid finale yükseldi. 

İspanya Kral Kupası yarı finalin ilk maçında 1 - 1'in rövanşında Barcelona'yı 3 - 0 yenen Real Madrid finale yükseldi. Yarı finalin ikinci maçında Sevilla ile Arda Turan'lı Atletico Madrid karşı karşıya gelecek. İlk maçı Atletico Madrid 2 - 1 kazanmıştı.

Kral Kupası yarı finali 1-1'in rövanşında Barcelona ile Real Madrid final için Camp Nou'da karşı karşıya geldi. Eşleşmenin Madrid'deki ilk ayağında mücadele Fabregas ve Varene'ın karşılılık golleriyle 1-1 bitmiş avantajlı skoru elde eden Barcelona olmuştu. Katalanları 0-0'lık beraberlik finalist yaparken, gollü beraberlikler Real Madrid'i son iki takım arasına yazdıracaktı.
La Liga'da lider Barcelona'nın 16 puan gerisine düşerek büyük ölçüde şampiyonluk yarışına havlu atan Real Madrid Kral Kupası'nı kazanarak İspanya sınırlarında sezonu kupayla kapatmanın hesaplarını yaparak çıktığı rövanş maçını 3 - 1 kazandı ve Kral Kupası'nın ilk finalisti oldu. 

Barcelona ev sahibi olma avantajı ve geçtiğimiz sene kazandığı kupanın moralini sahaya yansıtamadı ve kendi evinde 13. dakikada penaltıdan ve 57. dakikadaki Ronaldo'nun 2 ve 68. dakikada da Varane'nin golleriyle Real Madrid'i sahasında 3 - 1 mağlup olarak elendi. Barcelona'nın tek golünü ise skor 3 - 0'ken 88. dakikada Jordi Alba attı.

Dev mücadelede takımların ilk 11'leri şu şekilde;
Barcelona: Pinto, Alves, Pique, Puyol, Alba, Xavi, Busquets, Cesc, Pedro, Messi, Iniesta. 
Real Madrid: Lopez; Ramos, Varane, Arbeloa, Coentrao; Alonso, Khedira; Cristiano Ronaldo, Ozil, Di Maria; Higuain.

İspanya Kral Kupası finalinde Real Madrid'in rakibi yarın TSİ 23.00'te oynanacak Sevilla - Atletico Madrid yarıfinalinin ardından belli olacak.